“DÜNYANIN EN ŞAHANE DUYGUSU”

Başarılı oyuncular Pelin Akil ve Anıl Altan, iki yaşına basan ikiz kızları Alin ve Lina’nın hayatlarına daha çok sorumluluk ve eğlence getirdiğini söylüyor. Ünlü çiftle, ikiz çocuk sahibi olmanın inceliklerinden kariyer-ev dengesini kurmanın sırlarına anne-babalık üzerine konuştuk.

Anıl: Gömlek / Shirt: Jil Sander/Beymen Pelin: Elbise / Dress: Hakaan Yıldırım Alin & Lina: Mayo / Bathing Suit: Miss Muse - Beymen Etek / Skirt: Perapie - BeymenSandalet / Sandals: Le Petit 100


İkizlerin hayatınıza girmesiyle en çok hangi yönde değişinizi düşünüyorsunuz?

Pelin: Oyunlar kurmak, oyunlar oynamak, pratik düşünmek ve olmak, anda kalmak ve bütün bunları hesapsızca yapmak... Dünyaya doğan, öğrenmeye aç iki can. Çok meraklılar, çok cesurlar. Sınırları yok; bazen biz koymaya çalışıyoruz ama keskin sınırlarımız yok. Beraber keşfediyoruz, beraber büyüyoruz, yol arkadaşıyız birbirimize. En büyük zenginliğimiz, kızlarımız. Dünyanın en şahane duygusu, onların anne babası olmak. İnsan bence nasıl anne baba olacağını çocuk sahibi olmadan kestiremiyor, mesela ben bu kadar verici ve sadece onlar üzerine kuracağım bir anne modeli olacağımı düşünemezdim. Hatta bu kadarını sağlıklı bulmuyorum ama bunun doğrusu yanlışı yok, bence içten gelen bir durum. Onlardan önce çok rahat, oldukça dağınık, aklına eseni yapan bir insandım, ama şimdi her şey sadece onlara göre... Her şey programlı, düzenli. Zaten duygusal bir insandım, şimdi daha da duygusal oldum.

Anıl: Artık yatmadan ocağı, camları, kapıyı, merdivendeki kapıları dört kez kontrol ediyorum. Ebeveyn olmanın asıl getirisi, kendimizde hatırlamadığımız bu yaşlarımıza geri dönmek... O dönemi tekrar gözlemleyip tanık olmak kendimizi de anlamak açısından çok özel bir tecrübe oldu. Ailemizin “anne, baba olunca anlarsın” lafı çok anlam kazandı. Özellikle bize yaptıkları fedakârlıkları birebir deneyimleyince, anne babanızla da bağınız ayrı güçleniyor. Daha çok sorumluluk ve daha çok eğlence geldi yuvamıza.


Çocuk sahibi olunca zamanın değeri daha da artıyor. Sizin ailede iş bölümü nasıl?

Pelin: Dünyaya geldiklerinden beri, çocuklarımızın her anında, her ihtiyaçlarında ben ne kadar anneysem, Anıl da o kadar baba. İkizlerden birine de o annelik yaptı bile diyebilirim. Özellikle emzirme döneminde üç saatte bir uyanıp süt sağardım, ikizlerden birini Anıl, diğerini ben beslerdim. İkiz bebek olunca anne olarak “Biraz da sen alır mısın?” deme lüksüm hiç olmadı, çünkü benim de kucağımda bir bebek var. Anıl’a, “Yükümü hafifletiyorsun, teşekkür ederim” dediğimde de bana bozulurdu: “Ben sana yardım etmiyorum, babalık yapıyorum” derdi. Yani aramızda tam bir iş bölümü var, ebeveyn olmak da zaten bunu gerektiriyor. Her an onların yanında olmak istiyoruz çünkü gözümüzün önünde o kadar çabuk büyüyorlar ki, dönüşü yok. Bu durumdan ne kadar büyüleniyorsak, bir o kadar da hüzünleniyoruz. Ne kadar yorucu günler olsa da onlarla bu kadar iç içe, yan yana, kucak kucağa olmanın mutluluğu hiçbir şeye değişilmez. Büyüyecekler ve yuvadan uçacaklar... Biz de elbette anne- babaları olarak onlarla geçen her anımızın tadını çıkarmaya çalışıyoruz.


Anıl: Tişört / T-shirt: Vakko Pantolon / Pants: Allsaints - Beymen Pelin: Elbise / Dress: Gül Hürgel Küpe / Earrings: Il Bernardo Alin & Lina: Elbise / Dress: Gül Hürgel Sandalet / Sandals: Le Petit 100 Çorap / Socks: Penti

Anıl: Zaman dengesini kurmak zorlayıcı ama bir o kadar da önemli... Ben özellikle ilk 4 yılki gelişimlerini çok önemsiyorum ve kaliteli zaman geçirme konusunda biraz takıntılıyım. Gelişim ve bilgiye bu kadar açık oldukları, ilerdeki kişiliklerinin temellerini oluşturacak bu zamanlarda olabildiğince yanlarında olmaya çalışıyoruz. Pelin işteyse benimle, benim işim varsa Pelin’le birlikteler. İkimiz de yoksak bu kez devreye anneanne, babaanne ve teyzeler giriyor. Bazen iş ortamımızı da görsünler, biz evde yokken nerede olduğumuzu kafalarında canlandırsınlar diye bizimle beraber işe de geliyorlar. Evde de “bu annenin görevi, bebeği anne büyütür, bunu baba yapmaz “gibi ezber, alışagelmiş kalıplar yerine; beslenmesinden temizliğine, hikâye anlatmadan uyutmasına her türlü süreçte ortak şekilde ilerliyoruz ve bu çok değerli bir şey.


Kariyer-ev dengesini nasıl kuruyorsunuz?

Pelin: Pek kolay diyemem ama iki hayatı da deli gibi seviyorum. Miniklerim karnımdayken de tiyatro sahnesindeydim. Onları kucağıma aldığımda, daha 3 ay aylıklarken gün içinde evle prova arasında mekik dokuyup akşam sahneye çıkmışlığım var. Anıl gibi bir eşe sahip olmasaydım yapamazdım, daha doğrusu yapmazdım o ayrı. Zor geçirdiğim lohusalığımda en büyük destekçimdi canım Anıl’ım. Git çalış, nefes al dedi ve bir gün bile üflemedi. Her güne şükür sebebim iyi ki o... Ve iyi ki bizi anne-baba olarak seçen Alin’im ve Lina’m.



Havlu / Towel: Dior Küpe / Earrings: Il Bernardo


Oyuncu olmanın çocuklarınızla ilişkinize bir katkısı olduğunu düşünüyor musunuz?

Pelin: Oluyordur tabii. Empati duygusu olmayan birinin bu meslekte başarılı olabileceğini düşünmüyorum. Oyunculukta insanlar anlamak ya da en azından anlamaya çalışmak çok önemli. Kendini, canlandırdığın kişinin yerine koymak... O kişinin hislerini, arzularını, geçmişini düşünmek... İllaki aile hayatımıza da olumlu dönüşleri oluyordur. Elbette arada fikir ayrılığına düştüğümüz, bunaldığımız anlar oluyor ama olaya anlayışlı bir yerden bakıp uzatmıyoruz, kendimize alan tanıyoruz ve birbirimizi dinliyoruz. Bence birbirini gönülden sevdikten sonra aşılamayacak hiçbir şey yok.


Anıl: Oyuncu olmanın ebeveynliğe, ebeveyn olmanın da oyunculuğa katkısı çok büyük. Bebekler dünyaya geldiğinden beri hayatın bu dönemine kadar alıştığımız, büyüsünü kaybetmiş tüm duygular tekrar eski, saf tazeliğini kazandı. Karşınızda hayatınızda ilk kez şaşıran, ilk kez ağlayan, ilk kez heyecanlanan, utanan bir can var ve bunu gözlemlemek bir oyuncu için çok değerli. Bu deneyimler sizin de duygularınızı güçlendiriyor. Oyuncu olarak gözlem ve empati yeteneği de yüksek olunca daha güçlü bir iletişiminiz oluyor. Çift yönlü bir durum.


Sabahlık / Dressing Gown: Dior

Pantolon / Pants: Acne - Beymen


Dijital çağda ebeveyn olmanın pozitif ve negatif yönleri nelerdir?

Pelin: Biz işimiz dolayısıyla çok içindeyiz tabii bu dijital dünyanın. Oyuncu ve tanınmış anne babaları var sonuçta, onlar da tanınıyorlar ve seviliyorlar. Şu an için değil ama büyüdükçe bunu nasıl yöneteceğimiz konusunu düşünmüyor değilim. Belki destek almamız gerekebilir. Elbette çok seviliyor olmaları, insanların samimiyetimizi görüp bizi ailelerinden biri gibi görmeleri ve kocaman bir aileye sahip olduğumuzu bilmek mutluluk verici. Bunların dışında, biz ne kadar göz önünde olsak da onları TV, sosyal medya ve cep telefonundan uzak tutmayı başardık. Göz göze iletişimin, konuşmanın, dinlemenin önemini bildiğim için çocuklarımla kurabileceğim bu iletişimi daha küçük yaşlardayken kaybetmekten korktum ki doğru olan da buymuş. Şimdi yavaş yavaş çizgi filmlere başladık, günde 10-15 dk. Onları da beraber izliyoruz, izlediğimiz şey üzerine sohbetler ederek, iletişimi devam ettirerek...



Anıl: Başta da söylediğim gibi gelişimleri konusunda çok hassasız ve bu nedenle iletişime çok önem veriyoruz. Anne karnından bu yaşlarına kadar her gün onlarla konuştuk, anlattık, sohbet ettik, spiker gibi tüm hareketlerimizi seslendirdik. Şimdi bunun meyvesini fazlasıyla alıyoruz. TV ve telefon gibi dijital araçlar sadece tek yönlü bir iletişim sağlıyor. Biz iki buçuk yaşına kadar onlara televizyon ve telefon göstermedik, bunlar daha yeni yeni hayatımıza girdi. Onlarla sadece izlerken üzerinde konuştuğumuz, öğretici ve onlara yeni bir dil kazandıracak içerikleri paylaşıyoruz. Günde maksimum 15 dakika... Bizim zamanımızda hem dil açısından hem de sosyal hayatla ilgili bu kadar eğitici içeriğe ulaşamıyorduk, bu konuda günümüzde daha avantajlıyız. Önceliğin çocuklarla iletişim kurulması, onların birer birey olarak dinlenmesi; doğaya, gerçek hayata karışmalarının ve duygularını dile getirmelerinin teşvik edilmesi olduğuna inanıyorum.

Çocuklarınız için en büyük dileğiniz nedir?

Pelin: Biz ne kadar üzerlerine düşersek düşelim, onlar için en iyisini yapmaya çalışırsak çalışalım onlar elbette kendi yollarını çizecekler. İki dakika farkla doğdular ama ikisi de birbirinden çok farklı. Biz sevgiyle büyütüyoruz ki, doğadaki her canlıya karşı sevgi dolu olsunlar. Onlar için en büyük dileğim merhametli, duyarlı, sağlıklı, mutlu ve güçlü olmaları... Biz de ömrümüz el verdiğince her anlarında, her kararlarında yanlarında olalım. Mutlu olacakları hayatı yaşasınlar, biz her zaman destekçileri olacağız.


Pelin: Takım / Suit: Dior, Küpe/ Earrings: Mevaris Anıl: Takım / Suit: Equipment - Beymen



Anıl: Hayat boyu şans onların yanında olsun, bizim onlara verebildiğimiz sevginin kat ve katı hayat boyu tüm ilişkilerinde var olsun ve bu sevgiyi çevrelerine de yaysınlar. Kendi ayakları üzerinde duran, kendine yeten, kendi değerinin farkında bireyler olsunlar.

Çocuklarınızın öğrenmesini istediğiniz en önemli hayat dersi nedir?

Pelin: Her şeyi yaşayarak, tecrübe ederek öğrenecekler. Biz söylesek, ne istesek bir yere kadar. Hata da yapacaklar, yeri gelecek mutsuz veya başarısız da olacaklar. Ama karşılarına çıkan tüm olumsuzlukların onları daha da güçlü yapacağını bilmelerini isterim. Ve eğer gerçekten isterlerse kalplerinden geçirdikleri her şeyin gerçekleşeceğini...


Pelin: Mayo/ Bathing Suit: Hunza G - Beymen Anıl: Pantolon / Pants: Jil Sander - Beymen Kolye / Necklace: Kendisine ait / Anıl's own

Anıl: Çok sevdiğim ve kendi hayatımda da inandığım bir sözle cevap vereyim: “Başarısızlıklarınızı elde etmek için bir an önce sıraya girin. Ne kadar çabuk başarısız olursanız, o kadar çabuk kazanmaya başlarsınız.” Başaramamak, belki de hayattaki en büyük tecrübe... Hiçbir kuvvet onları denemekten, devam etmekten alıkoymasın. Merak etmenin, sorgulamanın, bilginin ve sevginin peşini bırakmasınlar.


Elbise / Dress: Beymen, Yüzük / Ring: Mevaris


FOTOĞRAF / PHOTOGRAPHY: ERGİN TURUNÇ

STYLING / STYLING: BENGİSU GÜREL

SAÇ / HAIR STYLIST: ENGİN ÇAKMAK

MAKYAJ / MAKEUP ARTIST: MELİS İLKKILIÇ

GÖKHAN AVCIOĞLU VE ÇIRAĞAN PALACE KEMPINSKI'YE TEŞEKKÜRLERİMİZLE. SPECIAL THANKS TO GÖKHAN AVCIOĞLU AND ÇIRAĞAN PALACE KEMPINSKI.