DEM Global Ceo'su: Kerem Kerimoğlu

İlk olarak Duty Free ticareti yapma amacıyla kurulan Dem Global, 1992’den beri global içki markalarının distribütörlüğünü yapıyor. İsviçre’nin köklü şirketlerinden Weitnauer Group çatısı altına giren DEM Global’in Ceo'su Kerem Kerimoğlu ile keyifli bir röportaj gerçekleştirdik. Bizim için yeme-içme dünyasının bilinmeyenlerinden, markanın hayat bulma sürecinden ve DEM Global'in başarı yolculuğundan bahsetti.



Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?


1972, Ankara doğumluyum. Eğitimime Ankara TED Koleji’nde başladım, İzmir’e taşınmamızın ardından İzmir 60. Yıl Anadolu Lisesi’ne geçtim. Kariyerime 1993 yılında Philip Morris’de başladım ve uzun yıllar Diageo ve Pernod Ricard firmalarında görev yaptım. 10 yıl önce, Weitnauer Grup’tan Genel Müdürlük teklifi aldım ve Weitnauer Grup’a ait DEM Dış Ticaret A.Ş.’nin başına geçtim. 10 yıldır oldukça iyi gidiyoruz. Türkiye’de Jagermeister, Whyte & Mackay, Bottega, QB Brands, Stock, VP Brands ve Thomas Henry gibi çok önemli markaları temsil ediyoruz.


Dem Global’i sizden dinlemek isterim. Kaç yıldır sektörde faaliyet gösteriyorsunuz? Markanın hayat bulma sürecini anlatabilir misiniz?


DemGlobalBrands, 1992 yılında kuruldu. 1997’den beri global içecek markalarının distribütörlüğünü yapan firmamız, uzun dönem birçok markanın temsilciliğini üstlendi ve güçlü performansı sayesinde 2010 yılında İsviçre’nin köklü şirketlerinden Weitnauer Group çatısı altına girdi. 2019 yılı itibari ile pazardaki hakimiyetimizi artırdık, şu anda tüm iş gücümüzü içecek pazarına yoğunlaştırıyoruz.


Türkiye’deki yeme-içme dünyasını bizim için değerlendirir misiniz?


Dünyadaki trendler, ülkemizde yakında takip ediliyor. Yurt dışında son dönemde popüler olan içecek trendlerinin ülkemize de geldiğini görüyoruz. Markaların klasikten farklılaşmaya gittiği, içecek tercihlerinin değiştiği bir süreçteyiz. Eskiden hakimiyetini sürdüren içecekler, yerini dünyadaki trendlere bırakıyor. Türkiye’de yeme-içme sektörü, değişikliklere çok hızlı uyum sağlayabiliyor. Bunun da sektör açısından bir avantaj olduğunu düşünüyorum. Yeni dönemde yemeklere karışım içeceklerin eşlik ettiği trendler etkili oluyor. Ayrıca iyi şeflerin tamamı, bizim gibi şirketler tarafından iş birliği için destekleniyor. Şefler içeceklerle hangi yiyeceklerin iyi gideceğini düşünerek hazırlık yapıyorlar. Trend; kaliteli yemek-kaliteli içecek uyumuna doğru gidiyor. Bu uyumun yansımasını Türkiye’de de görmeye başladık.


CEO pozisyonundaki biri olarak, Dem Global’in başarı yolculuğuna liderlik ediyorsunuz. Bu başarınızın sırrı nedir? Nasıl bir yöneticilik anlayışına sahipsiniz?


Kendimi “yeni nesil yönetici” olarak görüyorum ve bu anlayışın sektörün geneline hâkim olması gerektiğini düşünüyorum. Peki, nedir yeni nesil yöneticilik derseniz; çok erken yaşta sorumluluk sahibi olabilenlerin, bilgisi ve vizyonu olan insanların tercih edildiği bir dünya olarak açıklayabilirim. Bizim yöneticilerimiz ile yaptığımız yöneticilik arasındaki en büyük fark, teknoloji. Aynı zamanda bizim çalıştığımız nesle karşı daha saygılı, daha anlayışlı olmamız gerekiyor. Şu anda herkes mesafesini, samimiyetini, sorumluluklarını biliyor hatta sizin bir şey söylemenize gerek kalmadan yeni nesil çalışanlar yeni nesil yöneticilere ayak uydurabiliyor. Yurt dışında çok önemli şirketlerde belli yaşta bazı pozisyonlar sona erdirilir ve yeni neslin yukarıya doğru çıkması sağlanır. Türkiye’de de yavaş yavaş böyle olmaya başlıyor. Ayrıca eski tip yöneticilerle çalışmış insanların bizim şirketimize geldiklerinde şaşırdıklarını görüyorum çünkü burada her şey çok şeffaf ve burası kişiye değer verilen bir yer. Ben insanların hak ettikleri değeri almalarına çok önem veriyorum. Burada “daha fazla çalışacaksın” yerine, “daha çok tatil yapacaksın” diye zorlamalar oluyor. Biz insanların gelip çalışmak isteyeceği bir ortam yaratmaya çalışıyoruz. Bence en büyük farklardan biri de pozisyonunuz ne olursa olsun tüm çalışanlarla zaman geçirebiliyor olmanız. Burada “patron geldi” değil “Kerem geldi” denmesi ve herkesle eşit şekilde zaman geçirebiliyor olmak, bunun en iyi örneği.


Yeme içme sektöründe yönetici olmanın keyifli yanları neler? Sizi motive eden noktalar hangileri?


Yeme içme sektörü; dinamik, yeniliklere açık ve size pek çok şey öğretebilen bir dünya. Bu açıdan bu sektörde yer almak oldukça keyifli. Sürekli yeni fikirlerin peşinde koşmak, bu fikirler sonucunda ortaya çıkan işin başarıya ulaşması, insanlar tarafından takdir edilmesi; beni motive eden noktalar arasında yer alıyor.


İş-yaşam dengesini nasıl sağlıyorsunuz?


İş yaşam dengemi zaman içerisinde düzene oturttuğumu söyleyebilirim. Tabii bir noktada profesyonel hayatla günlük hayat birbirine geçiyor. Dengeyi sağlayabilmek içinse öncelikleri belirleyebilmek, planlı ve disiplinli olmak gerekiyor.


Yoğun iş yaşamındaki stresten uzaklaşmanızı sağlayan aktiviteleriniz var mı?


Bunun için en etkili yollardan biri zinde bir ruha sahip olabilmek. Yeni aktiviteler ve yeni hobiler de stresten uzaklaşmada oldukça etkili.


Çalışma masanızdan ayırmadığınız şeyler nelerdir?


Sevdiklerimin fotoğrafı, ajandam ve saatim, masamın vazgeçilmezleri arasında yer alıyor.


Yoğun bir iş gününe mola verme fırsatı buluyor musunuz? Böyle anları nasıl değerlendiriyorsunuz?


Öğle arasında keyifli bir yemek yemekten çok hoşlanıyorum. Aynı zamanda molaları dinlenmeye ve rahatlamaya ayırıyorum. Bu da benim günün kalan kısmında yüksek motivasyonla çalışmaya devam etmemi sağlıyor.


Kariyerine yeni başlayan gençlere neler tavsiye edersiniz?


Dünyada çok hızlı bir dönüşüm yaşanıyor. Yaşanan değişime ayak uydursunlar, yenilikleri takip etsinler, kendilerini hiç durmadan geliştirsinler ve farklarını ortaya koysunlar. Multi-disipliner bakış açısına sahip olmak çok önemli; bunun için farklı alanları birbiriyle harmanlayarak kendilerine yeni öğretiler, bilgiler katsınlar.