Dostluğun Kreşendosu


Dönem ve tür ne olursa olsun, iki müzisyenin dostluğundan doğan o dozu yüksek enerjiyi eserlerinde hissetmek mümkün. Asıl güzel olansa, bu enerjilerin zamansızca müziklerinde var olmaya devam etmesi...



BİR ÖMÜR SÜREN DOSTLUK


Romantik dönemin öncülerinden Frédéric Chopin ve Franz Liszt, gösterdikleri başarıların yanında dostluklarıyla da iz bırakan iki unutulmaz müzisyen. Liszt’in Chopin ile dostluğu, Chopin’in 1849’da ölümüne kadar sürmüş. Yaklaşık 40 sene yaşayan Chopin ile yaşadıkları bu dostluk sürecinde ise müzikalite ve teknik anlamında birbirlerine oldukça katkı sağlamışlar. Chopin’in derin melodileri, müzikal değerliliği, Liszt’in ise virtüöz tekniği birbirlerine ilham kaynağı olmuş. Hatta Chopin’in son dakikalarında Liszt’in onu hiç yalnız bırakmadığı da söylenir. Chopin, op 10. Piyano etüdünü ise Liszt’e ithaf etmiş.




İNİŞLER, ÇIKIŞLAR


1971’de tanışan Iggy Pop ve David Bowie, inişli çıkışlı dostlukları ve albümleriyle müzik tarihine damga vuran iki isim. İki müzisyen Batı Berlin’de yaşarken albümlerini kaydetmek için farklı Fransız ve Alman stüdyolarını ziyaret etti. Iggy Pop, “The Idiot” ve “Lust for Life”ı çıkarırken, Bowie; “Low”, “Heroes” ve “Lodger” albümlerini kapsayan ünlü “Berlin Trilogy”yi besteledi. Bu albümlerin her biri zamanla klasik statüsü kazandı. Iggy Pop, 2016’da verdiği bir röportajda Bowie’nin ölümünü hala tam olarak sindiremediğini söylemişti. “David’le olan arkadaşlığım hayatımın ışığıydı. Hiç bu kadar zeki biriyle tanışmadım. En iyisiydi,” diyen Iggy’nin Bowie’yi unutamadığını apaçık.




Dostluk bazen hiç beklemediğin bir anda hissettiğin bir destek,

İyi hissetmesine destek olmak için anlattığın bir hikâye, bir şarkı...

Bazen aile, bazen ondan da öte...

İçimizdeki naif anların gizli tanıkları... Dost müzisyenleri ise özel kılan, bu naif anları koşulsuz yaşamaları. Bazen acıtsa da bazen de bulutların üzerine çıkartıp güneşle dans ettirir onları...