top of page

Yaratım Zamanı: Hakan Yıldız


Haker Group’un kurucusu Hakan Yıldız, perakende sektöründeki tecrübesini niş parfümlere yıllar önce başlayan ilgisiyle birleştirerek alanında lider isimlerden biri haline geldi. Yıldız’la kariyerine ve yaşama dair konuştuk.




Niş bir alanda pazarın önemli isimlerinden birisin. Eğitim ve iş için birden fazla ülkede yaşadıktan sonra geri dönüp burada iş kurmaya nasıl karar verdin?


Üniversite eğitimimi Amerika’da finans üzerine tamamladıktan sonra bir yatırım bankasında işe başladım. Orada yaşadığım yıllarda New York’ta, lüks departman mağazalarında satılan butik niş parfümler hep ilgimi çekerdi ve ticari diyebileceğimiz parfümlerin aksine bana hep farklı gelirdi. İçimdeki bir his hayatımın bir noktasında bu hobiyi iş olarak yapacağımı söylüyordu, fakat mevcut iş hayatındaki konumumdan dolayı bu sadece bir duygudan ibaretti. New York’ta 2 yıl çalıştıktan sonra, Renaissance Holding’in St. Petersburg ofisinde gayrimenkul sektöründe görev yaptım. St. Petersburg’da çalışırken niş parfümlere olan ilgim devam etti ve şehirde lüks mağazalarda satılan markaları araştırdım. Hobi olarak gördüğüm bu sektörün sadece müşterisiydim.


İki yıl sonra yine Renaissance bünyesinde Libya’da göreve başladım. Buradaki görevimin bir parçası, perakende firmalarının Renaissance’ın AVM yatırım projesine dahil edilmesini sağlamaktı. O dönemlerde Libya’da oturmuş bir perakende sektörü olmadığından hem Ortadoğu hem de Türkiye’deki perakende firmalarıyla sürekli iletişim halindeydim. Libya’da Creed markasının sahibiyle tanışma fırsatım oldu. İki yıl aradan sonra Türkiye’ye geldim ve Renaissance firmasında görevime devam ettim. Her zaman içimde taşıdığım, bir gün niş parfüm sektörüne girmem gerektiği duygusu artmaya başladı. İçsel sebeplerim artık dışsal işaretlerle birleşmeye başlamıştı. Annem Emine Ersan ile birlikte Haker Group’u kurma kararı aldık. Hem perakende sektöründeki tecrübelerim hem de hobi olarak keyif almam dolayısıyla parfüm sektörüne girmemiz kaçınılmazdı. Niş sektörü o dönemlerde dünyada yeni popüler olurken, ilk olarak Creed firması ile anlaşıp sektördeki ilk yolculuğumuza başladık. Sonraki yıllarda bu başarı başka markaların da ilgisini çekti ve marka portföyümüz artmaya devam etti. Bugün Beymen ile işbirliği içerisinde sektördeki yerimizi aldık. Özetlemek gerekirse, gelecekte ne iş yapacağımı meğerse yıllar önce hissetmiştim. Geçen yıllar; işaretlerle, içimdeki inanç ve kurduğum hayallerle bugünün taşlarını önümüze serdi.


Patrick Süskind’ın “...güzel bir koku gibi değil, güzel koku yayan bir insan gibi kokuyordu” diyerek tarif ettiği, parfümün kendisinin değil onu taşıyan tenin daha önemli olduğu fikri hakkında ne düşünüyorsun?


Kesinlikle katılıyorum. Parfümün bir kişide nasıl koktuğu, parfümün kalitesine ve taşıyan kişinin ten özelliklerine bağlıdır. Parfümün kalitesi ve onu taşıyan ten eşdeğerde önemlidir çünkü birbiriyle uyumlu olması gerekir. Herkesin cildi ve ten kokusu farklıdır, bu sebeple parfümün performansı kişiden kişiye değişir. Benim için parfüm tenimize giydiğimiz bir elbise gibidir. Nasıl aynı elbiseyi iki kişi farklı taşıyabiliyorsa, bir parfüm de kişiler arasında farklılık gösterir.





Creed ve Diptyque gibi zamansız birçok markaya ev sahipliği yapıyorsunuz. Sence bir kokuyu zamansız kılan şey nedir?


Koku benim için sezonluk bir ürün değildir ve zamansız olması, aslında bir trendin parçası olmaması ve kişiye özel olması demektir. Çok uzun yıllar önce üretilmiş bir parfüm günümüzde hâlâ değerini koruyabilmelidir. Bir kokuyu zamansız kılan özellikler öncelikle içeriklerinin yüksek kalitede olması ve olabildiğince doğal içerikli olmasıdır. Notaların birbiriyle uyumlu olması ve doğru kompozisyona sahip olması, değişen trendlerden etkilenmeyecek bir deneyim yaratır. Zamansız kokular genellikle benzersizdir, diğer parfümlere kıyasla kendine has bir karaktere sahiptir. Farklı ortamlarda, mevsimsel veya durumsal kısıtlamalardan etkilenmezler. Zaman geçse de değerini kaybetmez ve klasikleşir. Sonuç olarak kokunun zamansız olması, parfümü kullanan kişilerle derin ve duygusal bir bağın oluşmasıdır. Parfüm; kişilerin, kimliklerinin, anılarının ve deneyimlerinin bir parçası olur.


En son Marc Antoine Barrois ve Matiere Premiere’i portföyünüze dahil ettiniz. Bir markayı Türkiye’ye getirirken nelere dikkat ediyorsun?


Markanın uluslararası bilinirliği, kalitesi ve Türkiye piyasasına uyumluluğu bizim için çok önemli. Bir ülkede çok başarılı olan bir marka başka bir pazarda başarısız olabiliyor. Bu sebeple bulunduğunuz ülkenin kültürüne, müşteri tercihlerine ve zevklerine dikkat etmeli, iyi analiz etmelisiniz. Markanın ürün yelpazesinin pazar segmentine uygunluğu da çok önemli. Marka, müşterilerin ihtiyaçlarına cevap verecek ürün yelpazesi sunmalıdır. Seçtiğimiz markanın kalitesiyle fiyatlandırmasının paralel olması da ayrıca dikkat ettiğimiz konulardan biri.


İş dışında da sıklıkla seyahat ediyorsun. Zamandan bağımsız bir mekânın var mı? Hangi şehirde olmak seni daha çok mutlu ediyor?


Seyahat etmek işimizin bir parçası. Yeni yerler görmek, yeni kültürler tanımak bize sürekli ilham veriyor. İş dışında, zamandan bağımsız en sevdiğim mekânlar arasında güney Fransa ve Bali var. Bu bölgelerde olmak beni mutlu ediyor. Yoğun bir iş temponuz varsa, seyahat ettiğiniz yerlerde kesinlikle huzur arıyorsunuz. Bali ve güney Fransa; doğal güzellikleri, kültürel ve sosyal hayatı, kendine özgü mimari tasarımları, düzeni, yemekleri ve halkıyla aradığım her özelliği karşılıyor. Ayrıca bu bölgeler, doğa sporları bakımından çok zengin. Bir doğa sporları tutkunu olarak, gittiğim yerlerde seyahat deneyimini sportif aktivitelerle birleştirmeyi seviyorum. Bu saydığım bölgeler dışında, Türkiye’ye de hayran olduğumu söylemeliyim. Özellikle kitesurf tutkunu olarak, Akyaka her yıl ziyaret etmeden duramadığım, huzurlu ve mutlu hissettiğim bölgelerden biri. Bence sahillerimizin dünyada benzeri yok.


FOTOĞRAF / PHOTOGRAPHY: ONUR EŞİYOK

SAÇ, MAKYAJ / HAIR, MAKEUP: ONUR BAYRAM

PRODÜKSİYON / PRODUCTION: MÜGE SARIOĞLU

Comentários


bottom of page