Haldun Dormen ile Ustalığa Dair


Yönetmen, oyuncu, yazar, senarist, öğretmen... Türk tiyatrosunun duayeni... Pek çok kimliği bir arada taşıyorsunuz ve hepsinde “usta”sınız. Peki, bugün bu kimliklerden en çok hangisini sahipleniyorsunuz? Neden?


Bunların içinde en çok yönetmenliği sahipleniyorum. Çünkü en iyi yaptığım iş o. Hem çok sevdiğim işi yapıyorum hem de yaratıcı olabiliyorum. Ve elbette öğretmenlik... Yaşamım boyunca bildiğim şeyleri paylaşmayı çok sevdim. İnsanlara yararlı olmanın verdiği haz, benim için bambaşka... Sıralama yapmam gerekirse, oyunculuk en sonda geliyor. Onun nedeni de alkışa “hayır” diyememem. Alkışı çok seviyorum.

Ceket / Jacket: Beymen Collection,

Gömlek / Shirt: Balenciaga,

Fular / Scarf: Hermes


Tiyatro ve sanat aşığı olarak doğduğunuzu söylüyorsunuz. Tiyatroya başlama hikâyenizden bahseder misiniz? Sizi bu mesleğe çeken, hayatınızı bu işe adamanıza ilham veren en büyük etken neydi?

Aslında tiyatroya başlama hikâyemi bilmiyorum çünkü doğduğumdan beri başka hiçbir şey düşünmedim. İçimde tiyatro aşkıyla doğdum. Biz sanatsever bir aileydik; her oyuna, her konsere götürülürdük. Çok şanslı bir çocukluktu benimkisi. Gördüğüm filmlerin de etkisi oldu herhalde. Bir de küçük yaşımda tiyatroya götürülmemden kaynaklandı diye düşünüyorum. İlk seyrettiğim oyun, Şehir Tiyatrosu’ndaki “Othello” oldu. Günlerce onun etkisinden kurtulamadım. Hele dekorun üstünden geçen bulutları hiç unutamıyorum. O zaman bu mucizeyi nasıl yaptıklarını düşünüp durdum günlerce. Aslında babam, işlerinin başına geçmemi çok istiyordu. Ama ben tiyatrocu olmayı koymuştum kafama. Galatasaray ortaokulunu bitirdikten sonra Robert Kolej’e gitmeyi sırf bu sebeple istedim. Çünkü İngilizce öğrenmem gerekiyordu. Yalnız tiyatrocu olmak istediğimi babama bir türlü söyleyemiyordum. Buna rağmen Yale Üniversitesi’ne rejisörlük eğitimi için başvurmuştum. Oradan kabul geldi. Babam o sırada Amerika’daydı, ben de ona bir mektup yazdım ve iznini istedim. Her şey o mektupla başladı.


Ceket / Jacket: Closed, Fular / Scarf: Hermes


Goethe’ye göre “Sanat tek mükemmel ustalıktır ve ustalık birçok ‘hikâye’ barındırır.” Siz de bugüne dek sayısız “hikâye” yarattınız ve bu hikâyelerle milyonlarca kişiye ulaştınız. Sanatın “tek mükemmel ustalık” olduğuna katılıyor musunuz?


Hayır katılmıyorum. Her işin bir ustalığının olduğuna inanıyorum. Sanattaki ustalık da bunlardan biri bence.


Sizce “usta” kimdir? Bir alanda ustalaşmak için olmazsa olmaz kriterler var mıdır?


“Usta” olmanın en önemli kriteri, bildiklerini paylaşmak ve aynı alanda yeni insanlar yetiştirmektir.


Gençlerle çalışıyorsunuz; onlara tiyatroyu öğretiyor, yeni tiyatrocular yetiştiriyorsunuz. Usta olmak, bu ustalığı başkalarına aktarma içgüdüsünü de beraberinde mi getiriyor?

Tabii ki. Bundan en ufak bir kuşkum yok. Usta olabilmek biraz da bireyin elindedir kanımca. Gerçekten işlerini benim kadar seviyorlarsa usta olmamaları için bir sebep yoktur. Bir de gençlerle çalışmak insanı gençleştiriyor. Ve onlardan çok şey öğreniyor insan. Ben de biraz bu sayede böyle enerjik ve genç kalabildim. Kendimle ilgili gurur duyduğum şeylerden biri de Türk tiyatrosuna Dormen Tiyatrosu’yla bir yön vermiş olmam.

Kazak / Sweater: Etro,

Pantolon / Pants: Kendisine Ait,

Ayakkabı / Shoes: Kendisine Ait,

Fular / Scarf: Hermes


Son kitabınız “Yaşlanmaya Vaktim Yok”ta, hayallerin ve ideallerin peşinden koşmanın yaşı olmadığını vurguluyorsunuz. Hatta bunu yaşam felsefeniz haline getirmişsiniz. “Yaşlanmama” yeteneğinizi neye bağlıyorsunuz?

Devamlı çalışmama, insanları sevmeme ve umudumu hiçbir zaman yitirmememe.


Öğrencilerinizle çalışırken nasıl bir yol izliyorsunuz?

Benim kendime göre ilk önceliğim insanları umutsuzluktan kurtarmak. İkincisi insanlara güven vermek, yani bu işi yapıyorsanız kendinize güveneceksiniz. Üçüncüsü de ne olursa olsun, inişlere çıkışlara rağmen, başarısızlıkla da karşılaşsanız vazgeçmeyeceksiniz. Yani ben öğrencilerimi böyle çalıştırıyorum.


Ürettikçe kendinizi iyi hissettiğinizi söylüyorsunuz. Bitmeyen enerjinizi ve üretkenliğinizi neye borçlusunuz? Şu günlerde size neler ilham kaynağı oluyor?

Bitmeyen enerjimi ve üretkenliğimi daha önce de söylediğim gibi işimi çok sevmeme ve insanlarla kolaylıkla ilişki kurabilmeme borçluyum. Garip bir şekilde her şeyden ilham alabiliyorum.

Ceket / Jacket: Beymen Collection

Pantolon / Pants: Kendisine Ait

Gömlek / Shirt: Balenciaga

Ayakkabı / Shoes: Kendisine Ait


Sokaktaki bir insandan, doğanın bir mucizesinden, birinin davranışından ya da herhangi bir olaydan. Bu nedenle her an ilham alabilecek bir şey bulabiliyorum. Sık sık kendimden de ilham alıyorum aslında... Bir fikir geliyor mesela bir anda aklıma, hemen hayata geçiriyorum. Teklif de geliyor yeni projelerle ilgili, onları da değerlendiriyorum. Yani sevdiğim şeyleri yapmayı tercih ediyorum, bu saatten sonra sevmediğim bir şeyi yapmak istemiyorum. Fikirlerine inanan, enerjik insanlarla aynı projelerde olmak da insana enerji veriyor.


On sekiz yaşındaki Haldun Dormen’le karşılaşsanız, ona neler söylemek isterdiniz?


Umudunu kaybetme ve işinin en iyisi olmaya bak.


Geçmişe bakıp ustalık yolculuğunuzu değerlendirdiğinizde, bugün sanatın herhangi bir dalında ustalaşmak isteyenlere vereceğiniz tavsiyeler var mı?

İstekle, azimle ve umutlarını yitirmeden yürümeleri... Umutlarını hiçbir zaman kaybetmemeleri gerekiyor. Ben Dormen Akademi’deki derslerimde, öğrencilerime hep umutlu olmaları gerektiğini söylüyorum. Ve tabii yeniliklere açık olmaları, yeni bir şeyler deneyebilecek cesarette olmaları ve sonsuza kadar çalışmaları ve kendilerine inanmaları gerekiyor.

Haldun Dormen: Ceket / Jacket: Closed, Fular / Scarf: Hermes

Nükhet Duru: Elbise / Dress: Self Portrait


Pandemi döneminde sizi online oyunlarda izledik, yeni sezonda da “Sen Nerden Çıktın”la yönetmenliğe devam ediyorsunuz. Yeni projeler var mı?


Beni ayakta tutan en büyük şeylerden biri de bu. Her zaman yeni projelerim vardır. Umarım hep de olacaktır. Örneğin şu anda asistanım Cengizhan ile birlikte yazdığımız ve adını “Bu da Bir Yaz Öyküsü” koyduğumuz müzikal projemiz var. Onun yanı sıra Dormen Akademi’deki derslerim var.


Nükhet Duru ile yıllara dayanan bir dostluğunuz var. Bu dostluk nasıl başladı?

Nükhet Duru’yu çok genç, yetenekli bir şarkıcı olarak keşfetmemle başladı. Birlikte birçok projede yer aldık ve onunla çok keyifli çalışmalar yaptık.



FOTOĞRAF / PHOTOGRAPHY: ERGİN TURUNÇ

FOTOĞRAF ASİSTANI / PHOTOGRAPHY ASSISTANT:

DOĞA SUCU, FERHAT ARAN, FURKAN PALA

STYLING / STYLING: GÖZDE EKİCİ

STYLING ASİSTANI / STYLING ASSISTANT: BEGÜM BATUR PİRECİ

SAÇ / HAIR STYLIST: ENGİN AKTAŞ

MAKYAJ / MAKEUP ARTIST: ELİF GİRGİN

MAKYAJ ASİSTANI / MAKEUP ASSISTANT:

PRODÜKSİYON / PRODUCTION: ARMAĞAN MERVE BİLGİN, MÜGE SARIOĞLU PRODÜKSİYON ASİSTANI / PRODUCTION ASSISTANT:

YASEMİN YILDIRIMGEÇ, MURAT KEREM SANDIKÇI