Kadınlar Sahaya Çıkıyor



Genç oyunculardan oluşan kadrosuyla dikkat çeken Galatasaray Hepsiburada Kadın Futbol Takımı bu sporda fark yaratmak için sahada... Teknik Direktör Nurcan Çelik, hayatını futbola adamış çok özel bir isim. Çelik; birkaç hayata sığacak kadar dönüm noktasını, yeşil sahanın her noktasından geçen uzun bir kariyeri ve içine birçok yeniden başlangıcı sığdırdığı inanılmaz hikayesini anlattı. Genç oyuncular Zeynep Ece Güneş, Zehra Yılmaz ve Yaren Çetin ise futbola başlama hikayelerini ve geleceğe dair hayallerini paylaştı.


Tulum / Jumpsuit: Vakko Couture

Gözlük / Sunglasses: Tom Ford


Futbola nasıl başladınız?


1993’te ligin ilk kurulduğu dönemde, Galatasaraylı bir sporcuya olan hayranlığımla beraber soluğu Bursaspor’un kapısında aldım ve orada başladım. 1996 yılında yeni kurulan milli takıma davet edildim. 18 yıl kadar milli takım forması giydim. Bursaspor’dan iki sezon şampiyon olacağımız Zeytinburnuspor’a, Türkiye’de Kadınlar Ligi’nin durdurulduğu dönemde Wolfsburg’a gittim. Döndüğümde lig yeni bir yapılanmaya gitmişti. Futbol hayatımı burada sürdürdüm.


2008 yılında milli takım kampındayken tiroit kanseri olduğunuzu öğrendiniz…


Evet. Kitle gibi bir şey vardı boğazımda. Ben zannediyorum ki yoğun tempodan dolayı şişti ve ağrı yaptı. Milli takım doktoru, “Bu başka bir şey” deyip kulak burun boğaza yönlendirdi. Yapılan biyopsi sonucunda kanser olduğumu öğrendim. Tedavi gördüm, kendimi toparlamıştım, yeni sezona hazırlanıyordum ki ikinci kez kanser olduğumu öğrendim. Benim öz annem ben henüz 4 yaşımdayken meme kanserinden rahmetli oldu. İkinci annem de 2003 yılında meme kanserinden öldü. Belki Artvinli olduğumuz için bizde kanser hikayesi biraz fazla, Çernobil etkisi. Beklediğim bir şeydi aslında. Yine de ilk duyduğumda kondurmak istemedim. O gün bir hazırlık maçı almıştım Fatih Vatan Spor’la. Herhalde oraya gidene kadar gözyaşım kalmamıştır. Maçta önce kenarda durdum. Sonra sahaya girdim, inanılmaz bir keyifle oynadım ve bütün üzüntümü orada attım. Maçtan sonra doktoruma tedaviyi kabul ettiğimi söyledim.


O kadar çok yeni başlangıç var ki kariyerinizde… Kalecilik hikayeniz de öyle...


Aslında oyuncu olarak başladım fakat takımda kaleciler sakatlandı, kaleci olmak isteyen pek yoktu. Antrenörüm, ‘Takımdaki en fizikli sensin, en azından birkaç maçlık kaleye geçer misin?’ dedi. Babam kaleci olduğumu duysa bir daha kesinlikle göndermez, kaleci onun kafasında futbol oynayamadığı için kalede duran bir profil. Hocamı kırmamak için 1-2 maçlığına geçtim ama kalecilik kariyerim faciayla başladı. Kendi kaleme gol attım. Neredeyse futbolu bırakıyordum ama Bursaspor’da başlamış olmam, orada altyapı kaleci antrenörüyle beraber antrenman yapmak bana kaleciliği sevdirdi.


Her defasında yeniden başlarken size kim destek oldu?


Ölene kadar babam. Futbolu çok severdi, fanatik bir Galatasaray taraftarıydı. Ama çok sürmedi ömrü. Ben 1993 yılında futbola başladım, o 1996 yılında vefat etti. Sonrasında kendim… Eğer birilerinden destek isteseydim bir yerde, bir yol ayrımında belki yine yalnız kalacaktım. Babamın ve annemin vefatı, sonrasında futbol kariyerimdeki mücadele, ülkede hala elle tutulur hale gelemeyen kadın futbolunda devam etme isteği hepsi zordu… Ama ben futbol aşığı bir kız çocuğuydum ve biliyorum ki benim gibi birçok kız çocuğu var. Onların da vazgeçmelerini istemiyorum.


Kendi takımınızı kurduğunuzda sonunda mevkii de değiştirdiniz, değil mi?

Evet, çünkü içimde ukde kaldı. Hep orta saha oynamak istemişimdir çünkü hayran olduğum Kosećki orta saha ve santrfor oyuncusuydu, hep 10 numarayı giyen oyuncuydu. Onun 0’ını bana çok gördüler 1’ini verdiler. Yıllarca 1 numarayı giydim, sonra 10 numarayı giymek istemedim. Çünkü herkes 10 numara aşığıydı, onların gönlü olsun istedim. Artvinli olduğum için 8 numara istedim, o da doluydu. O zaman 88 olsun dedim ve forma numaram hep 88 oldu o yüzden.


Şimdi antrenörsünüz ve takımınız Galatasaray ligin en genç yaş ortalamasına sahip takımı...


Ülkede kız çocuklarını hep öteleyen, arka planda bırakan bir kültürel yapıya sahibiz. Oradan çıkmak, radikal olmak istedim. Bize her şehirden, her bölgeden çocuklar geliyor. Başlangıçta çok özgüvenli olduklarını söyleyemeyeceğim. Ben çocuklar özgüven kazansınlar, hayata daha sıkı tutunsunlar, daha özgür hissedecekleri bir alan olsun istedim. Bugün Galatasaray gibi bir kulüpte, 1. Lig seviyesinde, kaliteli yabancı oyunculara sahip rakiplere karşı en iyi mücadele eden işte bu gençler... Ben zaten birazcık milliyetçiyim, milli takımın da başarılı olmasını isterim. Neden Necla Hocam (Güngör Kırağası) sıkıntı çeksin ki?



Bu sene büyük bir değişim yaşandı ve Turkcell Kadınlar Süper Ligi kuruldu. Sizce bundan sonra ne olmalı?


Ekonomik gelirin biraz daha kadın futboluna aktarılması gerekiyor. Cinsiyet eşitsizliği, maddi tarafta çok fazla. Erkeğin kazandığıyla kadının kazandığı aynı değil ama oynanan futbolun aynı olması bekleniyor. Kadınlar liginin artık suni çimlerde oynanmaması ve gerçek stadyumlara dönmesi lazım. Biz Galatasaray Spor Kulübü’yüz ama bir amatör spor kulübünün sahasında oynuyoruz. Profesyonellik olması lazım. Ligde futbolcuların çoğu çalışıyor, sabah işlerine gidip akşam antrenmana geliyorlar. Bu da gerçekten çok zor.


Galatasaray Hepsiburada Kadın Futbol Takımı’nın tarihteki ilk teknik direktörü olmak size nasıl hissettiriyor?


Tabii ki çok mutluyum. Birincisi ben Galatasaraylıyım. İkincisi kadın futboluna çok emek verdim ve birileri beni ödüllendirdi gibi geliyor. Müthiş gurur verici bir şey.


Hepsiburada’nın temellerinde hep kadınların emeği var. Sadece kurucusu ve yönetim kurulu başkanı Hanzade Doğan değil, çalışanların yaklaşık yüzde 50’si kadınlardan oluşuyor. Hepsiburada kadınların toplumun her alanında güçlenmesini ve yer almasını istiyor ve Türkiye’de kadınların ekonomiye katılımlarını desteklemek için çalışmalar yürütüyor. Kadınların her alanda “sahada olması” için çalışan Hepsiburada’nın bu sezon yeniden kurulan Galatasaray Spor Kulübü Kadın Futbol Takımı’na ismini vermesi de tesadüf değil, tam da bu iddianın bir parçası. Türkiye’nin en köklü spor kulüplerinden Galatasaray Spor Kulübü ile yapılan iş birliği, kadınlar ve kız çocuklarının işgücüne, ticarete, eğitime, sanata, spora katılımını; kısacası kadınların, hayatın her alanında olması felsefesini yeşil sahalara taşıyor.


ZEYNEP ECE GÜNEŞ


Body, ceket / Body, blazer: Suud

Eşofman / Pants: Nike

Ayakkabı / Shoes: Attico

Çanta / Bag: Derimod


Kaç yaşındasın, futbola ne zaman başladın?


17 yaşındayım. Futbola 7 yaşımdayken başladım. Galatasaray’ın yanı sıra Türkiye U19 Kadın Milli Futbol Takımı’nda da oynuyorum.


Kariyerinin ilk gollerini Dudullu Spor’a attın. Bunlar aynı zamanda yeni kurulan Galatasaray Kadın Futbol Takımı’nın dış sahada attığı ilk gollerdi ve tarihe geçtin. O golü attığında ne hissettin?


Oyuna sonradan girmiştim. Çok heyecanlı ve çok istekliydim. Çok mutlu ve gururluyum.


O günden sonra senin için işler nasıl gitti?


Güzeldi ama uzun süre oynamadım. Ligin ikinci yarısındaki Dudullu maçında sahaya çıktığımda bu kez iki gol attım. Şansım hep onlara denk geldi. (Gülüyor).


Takımdaki ortam nasıl?


Ortamımız güzel. Genç bir takımız bu yüzden kolayca anlaşabiliyoruz.


Ligin yaş ortalamasının çok altındasınız. Bu sana maçlarda nasıl hissettiriyor?


Sağ olsunlar büyüklerimiz biz küçüklere çok iyi örnek oluyor. Top oynarken bizi sürekli yönetiyorlar. İsmigül Abla (Yalçıner) mesela. Bizim için de iyi oluyor. Öğreniyoruz.


Yaşça sizden büyük ve tecrübeli rakiplere karşı sahaya çıkarken bir tedirginlik olmuyor mu?


Yaşça tecrübeli oldukları doğru ama bizim takımımızın fizik üstünlüğü rakiplere göre biraz farklı. Çok hareketli olduğumuz için bazen karşımıza gelen takım “Bunlar ne?” diyebiliyor.


Futbola nasıl başladın?


Rüzgarlıbahçe Spor’da oynuyordum. Yıldız kızlar maçım vardı. Nurcan Hoca maçta beni gördü ve beğendi. Onunla konuştum ve Nurçelik Spor’a transfer oldum. Bir sezon Kireçburnu’nda forma giydim ve ardından Galatasaray’a transfer oldum.


Futbola merakın nereden?


Küçükken Galatasaray altyapısına gelmiştim ve bana yetersiz demişlerdi. Fizik olarak biraz küçüktüm. Bunun üzerine hırs yaptım ve çalışarak buraya kadar geldim. İki abim var onlarla oynuyordum.


Kariyerindeki en unutulmaz maç hangisiydi?


Dudullu’ya iki gol attığım maç.


Hedeflerin neler?


Hedefim yurtdışında, Barcelona gibi bir takımda oynamak.


ZEHRA YILMAZ


Ceket, pantolon / Jacket, pants: Cekette

Body: Nike, Ayakkabı / Shoes: Academia


Futbola nasıl başladın?


Futbola lise döneminde başladım. Öncesinde sekiz yıl boyunca aikido ve judo yaptım ama futbola ayrı bir yatkınlığım vardı. Benim için futbolun yeri çok ayrı.


Ailen seni destekledi mi?


Ailem her zaman ne yaparsam yapayım arkamdaydı. Beni çok desteklediler. Yeri geldi vazgeçmek istediğimde beni vazgeçirmediler. Çok mutluyum.


İlk maçını hatırlıyor musun?


Hatırlıyorum. Çok küçüktüm. Zorluydu ama çok da iyiydi.


Hangi mevkide oynuyorsun?


Normalde orta sahada oynuyorum ama hocalarım bazen yerimi değiştirebiliyor. Her mevkide oynamak zorundayım.


Galatasaray’a yeni transfer oldun, buraya Bursa’dan geldin. Transfer hikayeni anlatır mısın?


Babam benim arkamdan koşturdu, öyle söyleyeyim. Ben bazı sebeplerden dolayı bu sene oynamayı düşünmüyordum. Ama babam bırakmamı istemiyordu. Sürekli koşturuyordu, bir şeyler araştırıyordu. Aslında buraya babam sayesinde geldim diyebilirim. En büyük destekçim babam.


Futbolda bir rol modelin var mı?


Ronaldo mu Messi mi sorusunda ikisinin de yeri ayrı ama Messi’nin yeri bende apayrı. Kesinlikle Lionel Messiciyim.


Senin için kariyerindeki en unutulmaz maç hangisiydi?


Bursa’da Ağaköy’de oynarken U15’te Konak Spor’la maçımız vardı. Onu hiç unutamıyorum. Çok çekişmeli maçtı. Bir onlar atıyordu bir biz atıyorduk. 2-0’dan 2-2 yaptık ama maçın sonunda 4-2 yenildik, orası ayrı. Yine de en unutamadığım maç oydu. Konak’ın iyi zamanlarıydı. Bizim açımızdan onlara kafa tutabilmek bile çok iyiydi.


Kadın futbolu yeni ama çok hızlı ve büyük adımlarla ilerliyor. Sen şu anda neyi eksik görüyorsun?


Destek ve değer. Bence biz fazla değer görmüyoruz. En ufak hatamızda, ‘Sizin orada ne işiniz var?’, ‘Siz futbol oynar mısınız?’ deniyor. Bence böyle olmamalı. Biz desteklenmeliyiz çünkü biz desteklendikçe güçleniriz. Şu an kadın futbolu yeni yeni yayılmaya başladı. Ben daha iyi yerlere geleceğimize inanıyorum.


Senin kişisel hedeflerin nedir?


Kişisel hedefim nasip olursa milli takıma gitmek. Kendimi daha çok geliştirmek, çalışmak ve daha iyi yerlere gelmek için çabalamak.


YAREN ÇETİN



Ceket, tayt, şort / Blazer, leggings, shorts: Academia

Body: Nike


Futbola nasıl başladın?


Her kız çocuğu gibi ben de sokakta oynayarak başladım. Babam da futbol sevgisiyle beni destekledi. Daha sonra beden eğitimi öğretmenim Salih Dere beni keşfetti ve futsal takımında futbola başladım. Şehrimizde kulüp kuruluyordu. Oradan teklif aldım ve orada oynayarak hayallerimi gerçekleştirmeye başladım.


Hayallerin nereye kadar gidiyor?


Hayallerimin ucu bucağı yok. Ama yurtdışında oynamak isterim. Mesela İspanya Ligi’nde, Barcelona’da. Beden eğitimi öğretmenliği mezunuyum. İlerde antrenör olmayı da isterim. Hayallerim hep futbola yönelik.


Turkcell Kadınlar Süper Ligi’nde oynamak nasıl bir duygu?


Çok iyi bir duygu tabii ki. Galatasaray arması altında oynamak daha da başka bir duygu. Maçlara inanarak çıkıyoruz. Her zaman elimizden gelenin daha fazlasını yapmaya çalışıyoruz. Sonuçta bu armaya hizmet edebilmek çok önemli bir şey.


Sizin de içinde olduğunuz B grubu sanki daha zorlu…

Evet, diğer gruba göre bizim grubumuz daha zorlu geçiyor ve daha çok kıran kırana mücadele oluyor. Her takım birbirine çok yakın ve maçları kimin kazanacağı belli olmuyor. Ama play-off’a gidebilirsek şampiyonlukla sonuçlandırabileceğimizi düşünüyorum.


Lakabın var mı? Takım arkadaşların nasıl?


Takımda bana ‘sincap’ diyorlar. Bence takımın en komiği Zeynep. En golcümüz de Ela’ydı (Laçin) ama maalesef sakatlandı.


Sen savunmaya yönelik, sağ bek ve stoper oynuyorsun, savunma oynamaktan memnun musun?


Evet memnunum. Rahat bir mevki. Ön tarafta oynamak, golcü olmak daha baskılı, daha kritik.


Rol modelin var mı? Çok beğendiğin bir futbolcu, izlemekten zevk aldığın bir takım?


Ben Türkiye’de iyi futbol oynandığını düşünmüyorum. Yurtdışında bize göre daha iyi futbol oynanıyor ve izlemesi daha zevkli. Herkesin bir idolü vardır tabii. Benim mevkiim olduğu için Sergio Ramos diyeyim.


Türkiye’de kadın sporcu olmanın zorlukları neler?


Erkek işi yaptığımızı düşündükleri için bizi daha çok küçümsüyorlar ve kendileriyle karşılaştırıyorlar. Biz bence onlardan daha iyiyiz ve daha güçlüyüz. Ve bu oyunu onlardan daha iyi oynayabiliyoruz. Buna gerçekten çok inanıyorum.

 

Genel Yayın Yönetmeni/Editor in Chief: İrem Bakic & Selim Can Çelik

Online İçerik Yöneticisi/Digital Content Manager: Gökhan Oğuz Ünal

Fotoğraf/Photography: Memet Erol

Fotoğraf Asistanları/Photography Assistants: Melis Albayrak, Melih Aran

Styling: Bengisu Gürel

Stying Asistanları/Styling Assistants: Gözde Ekici, Aylin Kısa

Saç/Hair: Engin Aktaş

Makyaj/Makeup: Nihal Dinç

Prodüksiyon/Production: Müge Sarıoğlu

Prodüksiyon Asistanı/Production Assistant: Bilun Atikkan