Kitapların izinde yolculuklar

 


Hayal, Ayşe Kulin


Ayşe Kulin, sadece Türkiye’nin değil dünyanın da en çok tanıdığı ve okuduğu Türk yazarlardan. Otuz yıldan uzun süredir yayınladığı kitaplar çoksatan listelerinden inmiyor, hem yurtiçi hem yurtdışında ödüller kazanıyor. Edebiyat dünyasında okurların en çok sevdiği isimlerden. Peki, Ayşe Kulin nasıl Ayşe Kulin oldu? “Hayal”, kendi kaleminden Ayşe Kulin’in yazar olma hikâyesini, yazarlıkta yükselmesini, seyahatlerini, ödülleri kazandığı anları, hayallerini ve hayal kırıklıklarını anlatıyor. Daha önce yazdığı “Hayat” ve “Hüzün” kitaplarında hayatının ilk yıllarını, çocukluktan başlayarak aile ve okul hayatını, evliliklerini kitaplaştıran Kulin bu kez “Adı: Aylin” ile gelen şöhreti, “Nefes Nefese” ile ABD’de en çok satan yazarlardan biri olmasını, aldığı uluslararası ödülleri ve yazarlığın perde arkasını yazdı. Kendi arşivinden özel fotoğrafların yer aldığı bir albüme de yer veren “Hayal”, Ayşe Kulin’in iç dünyasını okurla paylaştığı, hem Kulin’in hayatını merak edenlere hem de yazarlık konusunda soruları olanlara birinci elden bir tanıklık.


 


Ay’a Ayak Basıldı, Herge


2020, tüm dünyanın asla tahmin etmediği, benzerini ancak bilimkurgu filmlerinde gördüğümüz ve yaşayacağımızı hiç düşünmediğimiz bir zaman dilimi oldu. Başta bir fısıltıyla duyduğumuz ama bizden çok uzak yerlerde görülmeye başlanan bir hastalığın, aniden hızla yayılarak sınırlarımıza geldiğini, birden hepimizi tutsak ettiğini ve hayatımızın belki de bundan sonra bir daha asla eskisi gibi olmayacağını keşfettik. Evlerimize hapsolduk; öksüren insanlardan korkuyla uzaklaştık, hep keyifle gittiğimiz sinemaların, tiyatroların, lokantaların yanından geçemez olduk. En sevdiklerimizle kucaklaşmamayı, birbirimizden uzak olmayı, seyahatlere çıkmamayı öğrendik. Tünelin ucunda bir ışık var mı, varsa ne zaman bize görünecek hâlâ bilmiyoruz. Dünya çapındaki sağlık uzmanlarının sözlerini, siyasi liderlerin hatta ailemizin ve arkadaşlarımızın sözlerinden çok daha dikkatle dinler olduk. Her gün hava durumundan önce salgın rakamlarını, yeni gelişmeleri ve alınacak önlemleri bildiren bültenlere bakıyoruz. Önümüzdeki kış sadece soğuğu ve karanlık günleri değil, salgının getirdiği bir bilinmezliği de getiriyor. Dünya liderlerinin söylediği gibi insanlık olarak bir çeşit savaşın içindeyiz. Geçmişin ve tarihin de gösterdiği gibi, böyle zor zamanlardan geçerken içimize dönmek, kendimizi güvenli hissettiğimiz anları hatırlamak ve yeniden keşfetmek bize en büyük dayanma gücünü verir. Çocukluktan daha güvenli bir liman da herhalde zor bulunur. Derdimizin az olduğu, sakin geçen günlerin, huzurlu uykuların dünyasıdır çocukluk. İşte o günleri hatırlamak, battaniye altında sıcak bir kahve veya çayla o içsel huzura birkaç saat için de olsa dönebilmek için yeniden basılan bir çocukluk klasiğini okumak ne güzeldir. Böylesi anlar için de yeniden basılan Tenten’in maceraları bize el uzatıyor. Uzaklara giden, hep yanında olan dostları ve elbette dünya tatlısı Terrier köpeği Milu-fındık ile sonu iyi biten maceralara dalan Tenten hepimize iyi gelecek.

 


Emma Teyze’nin Kitabı, Elvan Uysal Bottoni


Emma Teyze, 1900’lü yılların başında kuzey ve orta İtalya’da yaşamış Mancini ailesinin ikinci kuşağından. Emma Mancini, herhalde bir gün Türkiye’deki okurlar kendisini tanısın diye değil ama mutfağında ailesine hazırladığı yemekler, püf noktaları sonraki kuşaklara geçsin, onlar da sevdiklerine aile yadigârı olan bu tariflerle yemekler hazırlasın diye bir defter hazırlamış. İşte Emma Teyze’nin bu defteri, zaman içinde Elvan Uysal Bottoni’nin eşinin ailesine kadar ulaşmış. 20 yıldır İtalya’da yaşayan yazar, eline gelen malzemenin kıymetini anlayarak bir kitap haline getirmeye karar vermiş. Tarifler, İtalyan mutfağının en lezzetli örneklerini içeriyor ama bir özellikleri daha var: Savaş sonrası İtalyasının açlıkla mücadele ettiği yıllara aitler. Bu nedenle de basit ve az malzeme ile yapılabilen, çok lezzetli tarifler. Kolay değil, savaş yıllarından bahsediyoruz. Un, yağ, şeker kuyruklarından... Kitapta 120’den fazla yemek, 40’tan fazla tatlının tarifi var. Bazı zor tariflerde yazar araya girerek okurlar için ipuçları da veriyor. Derya Turgut’un iştah açıcı fotoğrafları ile sunulan kitaptaki yemeklerin hepsini, Elvan Uysal Bottoni çekimler için tek tek kendi pişirmiş. Çekimden sonra da ekip olarak hepsini yemişler. Severek hazırlanan bir defterin, severek hazırlandığı belli bir kitaba dönüşmesi onu okumak için başlı başına bir sebep, ama daha da önemlisi bu kitap, yemek yapmayı yeniden keşfettiğimiz, mutfakta ve daha sonra sofrada geçirilen zamanların kıymetini yeniden öğrendiğimiz bu günler için ideal bir serüven.



 


Amalfi Coast,

Carlos Souza

Yaşarken fark etmediğimiz, ancak şimdi yapamayınca kıymetini anladığımız şeylerin özlemini çektiğimiz günlerden geçiyoruz. Bu özlenen şeylerin belki de en başında, aklımıza estiği zaman bir yerlere çekip gidebilmek geliyor. Hayat yeniden normalleşene dek kendimizi yenilemek; yeni yerler, hayatlar, kültürler keşfetmek ya da sadece güneşin altında uzanmak, günbatımını uzak bir adada seyredebilmek hayalimizi şimdilik kitaplarla giderebiliriz. Her kitabı, fotoğraflarından baskısına, yazarın özenli ve titiz detaylarından cildine başlı başına özel bir ilgiyi hak eden Assouline, seyahat özlemimizi gidermek için çok renkli bir seri hazırladı. Seyahat hayallerimizi süsleyen yerleri, özel adresleri, muazzam fotoğrafları, bilmediğimiz hikâyeleriyle evlerimize getiren bu seride Marakeş, İbiza, Miami, Capri, Mikonos ve unutulmaz filmlerin de çekildiği Amalfi sahili kitapları yayınlandı.

Limon ağaçları, masmavi koylar ve virajlı yollarla çıkılan tepelerinden nefes kesici manzaralar vaat eden Amalfi sahili, birbirine komşu on üç köyden oluşuyor. Begonvillerin arasına saklanmış asude bir hayat, akşamüstleri içilen ev yapımı “limoncello”lar, herkesin iştahını açan İtalyan yemekleri, deniz, güneş ve “Dolce Per Niente”, yani hiçbir şey yapmamanın getirdiği o eşsiz mutluluk ve huzur. Bizi oturduğumuz koltuktan bu Amalfi rüyalarına taşıyor Amalfi Coast.