Kusursuz Makyaj İçin PÜF NOKTALARI




Yüzyıllar boyu filozofların, sanatçıların ve yazarların konusu olmuş güzellik... Ünlü İtalyan yazar Umberto Eco, Eski Yunan’dan günümüze güzelin ne olduğunu, kaynağını, içeriğini, “Güzelliğin Tarihi” isimli kitabında çok yönlü olarak ele almış. Güzellik ölçütünün farklı tarihsel dönemlere, farklı kültürlere göre nasıl değişim gösterdiğini anlatmış. Kimi filozoflar “Güzellik salt estetik bir değerdir” demiş, kimi “Aklın ve duyuların biçim almasıdır.” Kimi “Güzellik doğruluktur” demiş, kimi doğal güzelliği sanatsal güzellikten daha üstün tutarken kimi de sanatı öne çıkarmış. MÖ 4. yüzyılda Aristoteles çıkmış, “Orantısız şeyler güzel değildir” demiş ve sanırım bu ideal, insanoğlunun günümüzdeki kaderini belirleyen düşüncelerinin başına oturuvermiş.

Sanatçılar ve filozoflar, tüm güzellikleri açıklayacak matematiksel bir formül bulmuşlar. Altın Oran, Kutsal Oran ya da İlahi Oran diye adlandırılan bu formül, bir bütünün parçaları arasında gözlemlenen geometrik ve sayısal bir oran bağıntısı olarak açıklanmış. Leonardo Da Vinci’nin en bilinen çizimlerinden biri olan “Vitruvius Adamı”, insan vücudundaki ilahi oranı somutlaştırma çabalarının bir örneği. Dahası da var; yüzde altın oran estetikte mükemmeli temsil eder olmuş. Bu da yüzdeki büyük organların, onun alt organları dediğimiz organlara oranı demek. Örneğin yüzün, boynun genişliğine oranı; dudağın ve kaşların birleşim yerine oranı, burun boyunun yüzün boyuna, çene ucunun, kaşların birleşim yerine ve ağız boyunun burun genişliğine; burun genişliğinin burun deliklerine ve göz bebekleri arası ile kaşlar arasındaki mesafeye oranı gibi... Bugün yüzümüzün oranlarını ölçebileceğimiz şablonlar bile var! Plastik cerrahi de altın oranı kullanıyor, ideal görüntüye ulaşmak için. Dünyada altın orana en uygun yüz hatlarına sahip kadın, Bella Hadid. Türkiye’de ise Beren Saat birinci sırada yer alıyor.


İçten Gelen Değişim


Ben altın orancı değilim. Kusursuz olmak benim çok da inandığım bir hal değil açıkçası. Bana biraz gereksiz geliyor bu kendimizi estetik ameliyatlarla değiştirmeye çalışma çabaları. Değişim daha içsel bir yolculuk olmalı, nasıl olsa yüzümüze yansır diye düşünüyorum. Buna rağmen her insan gibi “daha iyi” görünmek de istiyorum. Çocukluğumun eğlence halleri, iki kere burnumun üzerine çakılarak sonlandı. Genetik mirasımla da birleşince, hayatım boyunca fotoğraf çektirirken sahip olduğum aşırı yamuk burnumu saklamak için doğru açıyı bulmaya çalıştım. Benim gibi mükemmeliyetçi ve takıntılı birinin aslında hemen estetik ameliyata başvurması gerekirdi. Bir o kadar da kusurlarına bağlı biriyim ben işte. Belki de bütün bunlar sonucunda hayatıma makyaj girdi, kim bilir? Bir makyaj sanatçısının işi nedir? Bizi estetik uzmanlarından ayıran en önemli özellik, kelimenin kendi içinde saklı: Yüzü çeşitli malzemelerle boyayarak güzelleştirme sanatı. Kanvasımız insan ama yaptığımız iş boyalarla kimi zaman bir stil yaratmak, kimi zaman da bir karakter. Düzeltici makyaj (corrective makeup) dediğimiz teknikte amaç, aynı estetikte olduğu gibi yüzü mümkün olduğunca mükemmelleştirmek. Var olan kusurları iyileştirmek; kişinin en taze, canlı ve enerjik halinde görünmesi için gerekenleri yapmak. Peki, kusursuzluğa yaklaşmak için en basitinden ne gibi önerilerim olabilir sizlere?


Doğru Renk


Fondöten her makyajda kullanılması gereken bir ürün değildir! Astar boyadır. Tende dengeli bir fon yaratması için az miktarda kullanılır. Aman, sakın cildimdeki lekeleri kapayacağım diye bol bol sürmeye kalkmayın, sizi daha yaşlı gösterir. Üstelik cildinizle aynı renkte kullanmanız gereken bu malzemeyle morlukları, sivilceleri, kılcal damar çatlaklarını kapatamazsınız. Ancak doğru renkteki kapatıcılarla minik pürüzlerden kurtulabilirsiniz. İşte en kritik nokta: Doğru renk nasıl bulunur? Burada renk çemberi devreye girer. Karşılıklı gelen renkler birbirlerini nötr hale getirir. Yani yüzünüzde bir sivilce varsa, pembe ya da kırmızı olacağından, yeşil alt tonu olan bir kapatıcı kullanacaksınız. Ya da göz altlarınız morsa, sarı alt tonu seçeceksiniz. Bu mantıktan yola çıkarak biraz alıştırmayla, sadece doğru rengi kullanarak minik kusurları kapatabileceğinizi göreceksiniz


Yüz Anatomisi


Yüzünüzün anatomisini iyi tanıyacaksınız ki nerenin altı çizilmeli, nereye biraz müdahale edilmeli, kendiniz karar verebilin. Mesela, gözleriniz yapısal olarak birbirinden uzaksa, göz makyajınızı göz pınarlarınıza yakın olan bölgede yoğunlaştıracaksınız ki görsel olarak iyice birbirinden uzaklaştırma efekti yaratmayın. Ya da yüzünüz yuvarlaksa, konturlarla yüzünüzün kemik yapısını biraz daha belirginleştireceksiniz.


Sadelik


Eğer Kabuki oyuncusu değilseniz, makyajınızın mimiklerinizin önüne geçmesine izin vermeyin. Her ne kadar bu tip makyajları hayretler içinde takip etsek de gerçek hayatta bu denli yoğun uygulamalar bizi daha yaşlı, cansız ve demode gösterir.


Büyük Resim


Boynunuzun ve kulaklarınızın makyajınızın bir parçası olduğunu sakın unutmayın. Kulaklarınızın ten renginizden açık kalmamasına dikkat edin. Resimle ilgilenenler bilir; gözümüzün algısına göre, açık renkler öne çıkar, koyu renkler geri itilir. Boynumuz, her zaman daha az güneş alır ve rengi yüzümüzden ve göğsümüzden daha açıktır. Makyajınıza onu da dahil edin. Ben genelde ışıltısı olmayan, taş rengine yakın bir bronzlaştırıcı kullanarak boynumu gölgeliyorum. Bu işlem, dikkati daha çok yüzümüze odaklıyor, boyunu daha ince gösteriyor.


Uzun lafın kısası, insanlığın derdi hep mükemmeli bulmak. Oysa biz insanlar simetrik bile değiliz! Daha iki kaşı aynı olan insan görmedim. Sanırım tüm kusurlarımızı sahiplenip bu bütünün içinden kusursuzluğu yakalayabilmek çok değerli. Sizce de daha otantik değil mi?