Mükemmeliyetçiliğin Tuzaklarını Aşabilmek






Mükemmeliyetçilik, yani kusursuz olma fikri, gerçekliğin reddidir. Bu beklenti kendine zarar verici bir davranışa dönüşebilir çünkü hepimizin farklı ve biricik olduğu bu dünyada mükemmel diye bir şey yoktur. Mükemmeliyet yalnızca zihnimizde var olabilir. Benim zihnimdeki mükemmeliyet anlayışı senin zihnindekiyle aynı olamaz. Bu da asla karşılanamayan beklentilere, tekrar eden ve alışılagelmiş yılgınlık ve hayal kırıklığı durumlarına yol açar. Bu iç dinamik, olduğum gibi yaşamaktansa başkalarının beni nasıl gördüğü endişesini besler. Mükemmeliyetçiliği seçeriz çünkü mükemmel görünüp yaşarsak ve her şeyi mükemmel yaparsak sevileceğimize inanırız. “Mükemmel olursam beni kimse yargılamaz” inancını taşırız.

Bu, kendi kendimize söylediğimiz bir yalandır çünkü yargı, yargılanan kişiyle değil, yargılayan ile ilintilidir! Dolayısıyla mükemmel olmak, sürekli kendimizi yargıladığımız ve “anın mevcudiyetinde” kalamadığımız bir tuzaktır. YOUniversity’deki 18 haftalık farkındalık programı süresince gerçekliği olduğu gibi kabullenmenin, esas doğamızı kucaklamanın ve özgün olmayı seçmenin bizim için son derece iyileştirici olabileceğine değiniyoruz. Kusurlarımızı, biricikliğimizi kucaklayıp yeterince iyi olduğumuzu kabullenebilirsek benliğimizin en iyi hâline erişebilir ve tatmin edici bir yaşam sürebiliriz. Aksi takdirde yaşamımızın ufkunu genişletmeyecek, kendi kendimizi yargıladığımız bir yerde kalırız. Mükemmeliyet bir yargıdır! Bilinmeze, sürprize alan bırakmaz. Kendisini bir eser vasıtasıyla ifade eden bir sanatçı hayal edin; kimse sanatçının ifadesinin kusurlu olduğunu hayal edemez çünkü bu yalnızca bir ifadedir! Gündelik yaşantımızdaki tavırlarımız, seçimlerimiz ve davranışlarımız da yaşamı görme, hissetme, kavrama ve yaşamaya dair bize ait ifadelerdir.

Öz gelişim vasıtasıyla öz yetkilendirme

Mükemmeliyetçilik bir savunma stratejisidir; olduğumuz gibi sevilip kabul edilmediğimizi hissettiğimiz bir çocukluk alana uyumlanmaktır. Mükemmeliyetçilik, çocuğun bunun nedenini bulma çabasıdır. Neden kimse benimle ilgilenmiyor? Neden kimse beni kabullenmiyor? Beni görmüyor? Ya da sevmiyor? Bu tür bir uyumlanma bir insan olarak değerimizin, diğer insanların bize dair fikirlerine dayandığı sabit bir zihniyet oluşturur. Hatalar, başarısızlıklar ve yargılardan ne pahasına olursa kaçınılmalıdır çünkü bu ölüme benzer bir his yaşatabilir; bizde bir sorun olduğuna, yeterince mükemmel olmadığımıza ve bu sebeple sevgiye değer olmadığımıza dair çocukluk inançlarımızı doğrular. Yani, hayata duyduğumuz güveni yeniden inşa edebilmek, teslim olabilmek, kusurların ve ilahi müdahalenin gerçekleşebilmesi için önce kendi benliğimiz üzerinde çalışmalıyız.

YOUniversity’de öz gelişim vasıtasıyla öz yetkilendirmeyi cesaretlendiriyoruz. Bu da insanların hatalar ve yanlışlar aracılığıyla gelişip öğrenebileceğini kabul eden bir gerçekliğe dayanıyor. Hiç kimsenin kusursuz olmadığı fakat herkesin ilerleme, gelişme ve uyum kapasitesine sahip olduğunun farkındalığı; yeter ki hayatın farklı deneyimlerinden ve sınavlarından ders almaya gönüllü olalım ve enerjimizle ilgimizi mükemmeliyete değil, arzuladığımız neticelere yöneltelim.