Renk cümbüşü: RIANNA + NINA

Hepimizin en az bir kez duyduğu cümlelerden biridir, arkadaştan ortak olmayacağı... Senaryolar farklı olsa dahi sonunun hep felaketle sonuçlanacağı kulağımıza küpe edilir durur. Bazılarımızın bilinç altına büyük harflerle kazınmış olsa da bu sözlere kulak asmamayı becerebilenlerimiz var. Yepyeni bir serüvene atılma cesaretini dostlarında bulanlar...



Bir vintage mobilya fuarında şans eseri yolları kesişen Rianna Nektaria Kounou ve Nina Knaudt; ortak tutkularının vintage, canlı renkler ve seyahat etmek olduğunu fark ettiklerinde bu karşılaşmanın bir tesadüf olamayacağını anladılar. Biri tasarım,

diğeri pazarlama ve iletişim konusunda sahip olduğu birikimi masaya getirdiklerinde ise rengarenk bir dünyanın kapıları aralandı: RIANNA + NINA. Berlin merkezli marka, ikilinin kendi seyahatleri sırasında veya kişisel bağlantılarını kullanarak dünyanın dört bir yanından topladıkları vintage hazineleri, tamamen el yapımı olan bol desenli, “couture”vari siluetlere dönüştürüyor. 20’lerin Japon Obi kemerleri, 80’lerin ipek eşarpları ve 50’lerin nakış işlemeli ketenleri, materyal olarak kullanılan bu hazinelerden sadece birkaçı. Eşi benzeri olmayan yani “one-of-a-kind” olarak nitelendirilen bu koleksiyondaki her tasarımdan yalnızca birer adet üretiliyor. Satılan bir ürün tekrar üretilmediği için de aldığınız bir tasarımı, başkasının üstünde görme riski de ortadan kalkmış oluyor. Bir kimono veya elbise dünyada sadece sizde olsun istemez miydiniz? Üstelik sadece vintage materyaller kullanılarak tasarlanan bu parçalardan her birinin kendine ait bambaşka bir hikayesinin olduğu? Dijitalleşmiş dünyada kişiselleşmiş moda anlayışını bu denli yaratıcı bir kurguyla hayata geçirmeyi başarabilen RIANNA + NINA’nın eşsiz par alardan aldığı ilhamla, 2018 İlkbahar/Yaz sezonundan beri müşteriyle buluşan ve tamamen desenli parçalardan oluşan hazır giyim koleksiyonu da mevcut.


Moda devleri dahil olmak üzere pek çok marka, odağını sosyal medyada dikkat çekmeye çevirdiğinden beri trendler ve içerikler her zamankinden daha hızlı tüketilir hale geldi. Yeni aldığımız bir montu bile Instagram’a bir fotoğraf koyduktan sonra eskitir durumdayız. Kendi mirasını, tasarımlarının farklı varyasyonlarını yeniymiş gibi bize tekrar tekrar sunarak fütursuzca kullanan marka çılgınlığından

hangimiz sıkılmadık ki? Ya da karbon kopya gibi giyinen influencer’ların bireysellik anlayışını yok etmesinden? Böyle bir dönemde kendi kurallarını belirleyen ve hızlı modaya ayak uydurmayan markaları takdir etmek gerekiyor. Özellikle sürdürülebilir lüks anlayışını merkezine oturtmayı başarabilmiş RIANNA + NINA gibileri...