Sürdürülebilirliğe Dair Yenilikler Ve Değişimin Anahtarları

İklim sorununun ölçeği ve aciliyeti açık... Dört bir yanımızdan uyarı mesajları yağıyor. Derlediğimiz bilgilere göre iklim değişikliği hemen her markanın, kurumun ilk beş gündem maddesi içinde yer alıyor. Her gün yeni koalisyonlar kuruluyor, politika ve düzenlemeler uygulanıyor ve yeni sermaye akışları oluyor. En iyi beş G20 şirketinden dördü şu anda iklimle ilgili iş riskleri ve fırsatları hakkında rapor veriyor. Volkswagen Amerika CEO’su Scott Keogh’a göre elektrikli otomobil satışlarının neredeyse genelin %20’ye yaklaşması ile “kapitalizm tarihindeki en büyük endüstriyel dönüşümlerden bir yaşanıyor.”



Kurumsal yatırımcılar tarafında yoğun bir trafik olduğu aşikâr. 2019’daki 25. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’nda, 37 trilyon dolardan fazla varlığı yöneten 630’un üzerinde kurumsal yatırımcı, küresel iklim krizinin üstesinden gelmek için ortaklaşa radikal değişim çağrısında bulundu. Bu konu gittikçe ivme kazanırken son beş yılda 2,8 trilyon ABD dolarından fazla iklim finansmanı yatırımı yapıldı. Ancak en büyük riskleri azaltmak ve en büyük fırsatı ortaya çıkarmak için daha hızlı hareket etmeliyiz. “Net-sıfır” terimi şu anda çok duyduğumuz ve 2050 yılına kadar bu noktaya ulaşmak için hem küçük şirketlerin hem de büyük şirketlerin çokça çaba gösterdiği bir hedef. Ancak nihai hedef iklim pozitif veya karbon negatif olmalı. Üretilen sera gazı miktarını uzaklaştırılan miktarla dengelemek yerine, salınandan daha fazla sera gazını ortadan kaldırmak için çaba sarf edilmesi gerekiyor. Gelecek nesiller için güvenli bir iklim sağlamanın tek yolunun bu! Sistemik değişimi ve sermaye akışlarını yönlendirmek için doğru fikirleri, becerileri ve ilişkileri bir araya getirmeliyiz; akılcı tasarımlar yapmalı, modeller geliştirmeliyiz. Bu geniş resimde bazı katalizörler, değişimin çoğu zaman karmaşık olan kilitlerini açan yapılar var. Net sıfır, doğa pozitif bir geleceğe geçişi hızlandıran uzman bir iklim değişikliği yatırım ve danışmanlık firması olan Pollination da bunlardan biri. Pollination’ın Deniz Harut ile yeni dünya düzenine ve geleceğe dair keyifli bir sohbet ettik.



Yurtdışındaki başarılarınızı heyecanla takip ederken Pollination’a katılımınızı da heyecanla izledik. Kariyer yolculuğunuzda sizi dünyanın en önemli sürdürülebilirlik oluşumlarından biri olan ‘Pollination’a ne getirdi?


Kesinlikle heyecan verici ve yeni bir mücadele. Bilhassa yükselen pazarlara odaklanan uluslararası bir bankada çalışma şansına sahiptim. Geçtiğimiz 16 yılda doğru yatırım kararları vermenin insanların hayatında nasıl anlamlı bir etki yaratabileceğine ilk elden tanıklık ettim. Afrika, Çin ve Asya’nın da aralarında bulunduğu, dünyanın en enteresan bölgelerinden etkileyici insanlarla çalışma şansına eriştim. Bu pazarlarda çalışmak bana farklı bir bakış açısının yanı sıra cesaret, problem çözme ve inovasyon gibi değerli beceriler kazandırdı. Kendimi hep yaratıcı bir bankacı olarak görmüşümdür. Yıllar içerisinde işim büyük toplumsal değişimlere ısmarlama çözümler geliştirmek hâline geldi. Afrika’daki enerji erişimini nasıl finanse etmek gerek? Çatılar için güneş panelleri ekonomik anlamda nasıl daha uygun hâle getirilebilir? Sürdürülebilir işlerin gelişimi uluslararası anlamda nasıl desteklenebilir? Toplumsal cinsiyet eşitliğini nasıl destekleyebilir, kadınların önderliğindeki işlere nasıl milyarlar aktarabiliriz? Kariyerim boyunca dünyanın iklim inkârından iklim değişimine geçişini gördüm. Bu esnada ülkelere, şirketlere ve yatırımcılara salınımlarını önemli ölçüde azaltmanın ve net sıfıra ulaşmanın yollarını anlamaları konusunda yardımcı oldum. Gerçek şu ki bu devasa mücadele, farklı beceri setlerine ve çokça paraya sahip insanların geliştirdiği bütüncül çözümleri gerekli kılıyor. Ben de bir sonraki mücadelem olarak bunu seçtim. Net sıfıra ve doğa pozitife geçiş uzun bir yolculuk olacak. Pollination da bu gerekli değişimi meydana getirmek için kuruldu; iklim ve doğa odaklı yatırım ve danışmanlıkta uzmanlık edinerek bu yolculukta herkesin ortağı oldu. Meslektaşlarım iklim hukuku, politika, finans, doğa ve proje geliştirme gibi farklı disiplinlerden uzmanlar ve her gün hep birlikte bir şeyler keşfediyoruz; bu da kariyerimin bu dönemini oldukça heyecan verici kılıyor.




Pollination net sıfır ve doğa pozitif bir geleceğe geçişi hızlandırmak için farklı paydaşları ve çözümleri bir araya getiriyor. İklim değişimi ve yatırımları için yenilikçi çözümler tasarlıyor. Bu projelerden birkaç örnek paylaşabilir misiniz?


İklim değişikliğinin ölçeği ve aciliyeti ortada. Harekete geçmemiz şart. Fakat bu madalyonun bir de öteki yüzü var. İklim ve doğa pozitif çözümlere sermaye taşımak hayatta bir kez bulunabilecek bir fırsat; inanılmaz büyük bir değer üretme potansiyeline sahip olmanın yanı sıra hepimizin ihtiyaç duyduğu ciddi çevresel etkiyi de sağlayacak. İşimiz çok çeşitli ve kapsamı sürekli gelişiyor. Büyük küresel yatırım bankalarıyla çalışmaktan geçiş finanslama stratejilerini ve yeşil kredi çerçevelerini tasarlamaya dek uzanan bir yelpaze söz konusu. Pazar için yeni ürün gelişimini destekleyen bir milyar dolarlık Doğal Sermaye Fonu için HSBC ile iş ortaklığı kurmayı da kapsıyor, Endonezya hükümetiyle 5 milyar dolarlık bir Yağmur Ormanları ve Biyoçeşitlilik senedi tasarlamayı da. Kurumlar, hükümetler ve yatırımcılar arasındaki noktaları birleştiriyoruz; varlık yönetimi, proje yatırımı ve danışmanlığı hizmetlerini kapsayan bir yaklaşım benimseyerek sermayenin daha hızlı ve doğru yerlere akmasını sağlamayı amaçlıyoruz.


Net sıfır ve doğa pozitif bir gelecek için halklar, hükümetler ve yatırımcılar arasında uyumlu bir iş birliği olmalı. Bunu başarmanın anahtarı sizce nedir?


Bildiğimiz anlamda kapitalizmi tehdit eden bir kriz yaşıyoruz. Paris Anlaşması’nın hedeflerine ulaşabilmek ve küresel ısınmayı sınırlayabilmek için küresel ekonominin ciddi anlamda yeniden yapılandırılması şart. Politikacıların, yatırımcıların, kurumların ve halkların aynı fikirde olduğu başka bir mesele düşünemiyorum. Sıcaklık artışını sınırlamak önemli ve ortak bir hedef olsa fakat kapitalizm yeterince hızlı ve kararlı mı? Başarı istiyorsak sürecin hedef kadar net olması gerekiyor. Bu sayede milyarlarca dolarlık bir sermaye iklim odaklı çözümlere aktarılabilir. Pollination’da risklerin ve dönüşlerin paydaşlar arasında uygunca pay edilebileceği en ideal ve güvenilir ortaklık modelini inşa etmeye odaklanıyoruz.



Sürdürülebilirliğe dair en yeni trendler nelerdir? Yakın gelecekte ne tür değişimler beklemeliyiz?


Sürdürülebilirlik trendinin yakın zamanda yok olmayacağını söyleyebilirim. Son yıllarda Avrupa’da alışkanlıklar anlamında oldukça önemli bir değişim gördük ve Türk tüketicilerin de gün be gün çevreye daha duyarlı hâle geldiğini görebiliyorum. Birkaç örnek vereyim:

1. Tüketiciler alışverişlerinin çevre üzerindeki etkisini sorgulamaya çoktan başladı. Karbon salınımlarını raporlayan büyük şirketler üzerinde daha sıkı bir denetim görmeyi bekliyoruz. Bu şeffaflık mesuliyet de getireceğinden iyi bir gelişme olduğunu düşünüyorum.

2. Elektrikli arabalar da yakın gelecekte ana akım bir alışveriş ürünü olacak. Birçok Avrupa kenti elektrikli araçlara geçişi hızlandıran teşvikler yürürlüğe koydu ve fiyatlar da düşmeye başladı.

3. Ahlaki/sürdürülebilir yatırımlar artmaya devam edecek. İnsanların kendi paralarının nereye yatırıldığını bilmeye verdiği önem giderek artıyor. Fosil yakıtlara yapılan yatırımları terk edip küresel ısınmayı sınırlamaya yardım edecek şirketlere yönelmeye dair baskı artacak. Bu çözümlere gösterilen talebe bakıldığında bu çok mantıklı.

4. Net sıfır eskide kaldı; bir sonraki trend iklim pozitif. Net sıfırdan çokça bahsettiğimi biliyorum fakat iklim alanında olayların ne kadar hızlı bir evrim geçirdiğini göstermek adına belirtmek istiyorum ki net sıfır da yeterli olmayabilir. İklim pozitifliğinin bu kavramı yakında geride bırakmasını bekliyoruz; yani amacımız artık salınımları azaltmak değil, misal, doğa temelli çözümlere yatırım yaparak gerçek anlamda çevresel bir fayda üretmek de olacak.

5. Uygulamalar iklim değişikliğine karşı mücadelemizde bize destek olabilir. Teknolojinin sürdürülebilirlik buluşmasında bir yükseliş görüyoruz. Başka bir deyişle, ikiz bir dönüşüm söz konusu. COVID birçok şirketin dijitalleşme sürecini hızlandırdı ve bu da iklim üzerinde şüphesiz olumlu bir etki sağladı. Dahası, her gün daha çok yeşil start-up kurulduğunu görüyoruz. İster yatırımcıların en sürdürülebilir şirketleri daha kolay bulabilmesi için veriye odaklanan bir fikir ister gıda atığını azaltmak adına yiyecekleri komşularla paylaşmayı sağlayacak bir uygulama olsun, yeşil start-up’lara hiç olmadığı kadar çok sermaye akıyor.


"NET SIFIR ESKİDE KALDI; BİR SONRAKİ TREND İKLİM POZİTİF. YANİ DOĞA TEMELLİ ÇÖZÜMLERE YATIRIM YAPARAK GERÇEK ANLAMDA ÇEVRESEL BİR FAYDA ÜRETMEK."



Daha iyi bir dünya için kişisel hedefleriniz neler?


Değişim bizde başlar; dolayısıyla örnek teşkil etmenin önemine hep inanmışımdır. Meseleyle alakam göz önünde bulundurulduğunda, çevresel ayak izimi yönetmemi sağlayacak yeterli bilgiye sahip olduğumu düşünüyorum. 10 yılı aşkın bir süredir vejetaryen besleniyorum, elektrikli araba kullanıyorum, mutfak alışverişimi yerli üreticilerden yapıyorum ve son derece minimal, olabildiğince az atık üreten bir yaşam tarzı sürüyorum. Sanırım olay daha iyi bir dünyanın tanımıyla başlıyor. Benim için her iş liderinin aynı zamanda bir iklim lideri olduğu ve eşitlik içinde yaşanan bir dünya demek.