Sabiha Kurtulmuş: “Hayatı sanatla adlandırmak büyük bir lüks”

Sanatta 26. yılını dolduran Merkür Galeri Kurucu Direktörü Sabiha Kurtulmuş, Türkiye'nin önemli çağdaş sanat etkinliklerinden ArtWeeks@Akaretler'in de yaratıcısı... Kurtulmuş’la sanat kariyeri ve sanatta yenilik üzerine konuştuk.



Psikoloji eğitimi aldıktan sonra sanat dünyasına adım attınız. Bu yolculuktan bahseder misiniz?


Bu sene sanatta 26. yılım. 1994 yılında Bedri Baykam’ın asistanı olarak başladım. O dönemler sanat her kesimde çok fazla ilgiyle takip ediliyordu. Dolayısıyla 90’larda sanatın içinde profesyonel olarak yer almış ve Türkiye’nin en önemli sanatçılarıyla bir arada olup bu süreci deneyimlediğim için kendimi çok şanslı buluyorum. Uzun yıllar Bedri Baykam’ın asistanlığını yaparken bu süreçte Cumhuriyet gazetesinde yazarlık, radyoda DJ’lik yaptım, TV8’de haber merkezinde çalıştım. 2004 yılında ilk sanat mağazası konsepti deneyimim oldu. 2006 yılında Piramid Sanat’ı kurduktan sonra ayrıldım ve önce Ebru Erberdi ile Eskonsept’i kurdum. 2010 yılından itibaren de Merkür Galerisi’nin kurucusu ve direktörüyüm. Oldukça uzun bir yolculuk; yaratıcı insanlarla bir arada olmak ve hayatı sanatla adlandırmak da büyük bir lüks.


Yıllardır sanat dünyasının içindesiniz. Şu sıralar Artweeks Akaretler’in altıncı edisyonu ile meşgulsünüz. Bu projeden bahseder misiniz?


Artweeks Akaretler tamamen dost ilişkileriyle ortaya çıkmış bir proje. Yakın dostum ve koleksiyonerim sevgili Serdar Bilgili’nin önerisiyle bu proje hayata geçti. İlk edisyonundan bugüne kadar olan süreçte birbirini yakından tanıyan, destekleyen sanatın farklı dinamiklerini bir araya getirmeyi hedefledik. Dolayısıyla kendi içinde samimi sergilenmeleri olan, tarihi binaların içinde bir izlenme yaratan bu etkinlik kısa sürede İstanbul sanat haritasında yerini aldı. İlk edisyondan itibaren bizimle bir arada olan galerici arkadaşlarımın yanı sıra mekânların müsaitliğine göre Türk çağdaş sanatının en önemli isimleri de bizimle birlikte yer almaya başladı. Bizleri desteklemiş olan koleksiyonerlerin koleksiyonlarından bir seçki de her edisyonda mutlaka yer alıyor. Her edisyonda farklı bina sayımız var. Bağımsız sanat inisiyatiflerine ve yayınlarına da her edisyonda yer vermeye özen gösteriyoruz.


Sanat özelinde “yenilik” kavramı sizin için ne ifade ediyor? Sanatta yeni diye bir şey gerçekten mümkün mü?


Yenilik kelimesi ya da kavramı, anlam olarak çok geniş. Sanatta bunu sorarsanız 80’lerden sonra ortaya çıkmış yeni bir akım yok. Yeniden yorumlar var. Yeni dışavurumculuk, yeni soyut gibi daha önce öne çıkmış sanat akımlarının yeniden çağımıza uygun olarak yorumlanmaları var. Sanatta “yenilik" yerine “özgünlük” kelimesini daha gerçekçi ve öne çıkan bir kavram olarak görüyorum. Sanatçılar farklı mecralardaki üretimleri ve hassasiyetleriyle güncel konuları bize sunuyorlar. Teknolojinin getirdiği dijitalleşme sanatta da etkinliğini artırıyor. Belki “new media” akımını ve teknolojinin sanata uyarlanmasını “yeni” olarak değerlendirebilirim.


Dijital sanat ve NFT’lere nasıl bakıyorsunuz?


Sanata bakışımda güncel konuların güncel malzemelerle yorumlanmasını ilgiyle izliyorum. Özellikle pandemi döneminde dijitalleşme çok hızlı bir şekilde yayıldı. Son dönem fuarları izlediğimizde resmin yeniden öne çıktığını görüyoruz. Açıkçası ben resmin hiçbir zaman hakimiyetini kaybedebileceğine inanmıyorum. NFT konusuna gelince, ben de izliyorum, tabii ki doğru bir proje olursa galerimde yer verebilirim ancak kişisel olarak yani bir sanatsever olarak baktığımda çok yakın bulmuyorum kendimi. Regülasyonlar tam net olamadığı için profesyonel olarak henüz izleme aşamasındayım diyebilirim.