top of page

Yolunu Cesaretle Cizenler: Kübra Dağlı

Kendi tabiriyle dövüş sporları içinde büyüyen milli tekvandocu Kübra Dağlı, başarılarla dolu kariyerine pek çok şampiyonluk sığdırdı. Yeni mücadelelerle devam eden tekvando yolculuğunu Dağlı’dan dinledik.



Kadınların dövüş sporlarıyla ilgilenmesine zaman zaman önyargıyla yaklaşılabiliyor. Babanızın da sporcu olması size nasıl bir destek oldu? Spora başladığınız günden bugüne ne tür zorluklar yaşadınız?


Tekvando, daha önce başlı başına “erkek sporu” olarak adlandırılan bir spordu. Kadın sporcu neredeyse hiç yoktu, olsa bile “narin, ürkek” diyerek erkek sporcularla aynı kefeye koyulmazdı.

Biraz da iyi bir sporcuysanız “erkek gibi” damgası yapıştırılırdı. Daha ilk antrenmanıma giderken beni yolda gören teyzeler, komşular, akrabalarım “ne işin var erkek sporunda” diyerek eleştirmeye başladılar. İyi ki babam sporcu da söylenenlere aldırış etmedi, müsabakalara gidebilmem için her türlü desteği verdi. Antrenmandan eve geldiğimde moraran ya da sakatlanan bir yerimi görünce annem kıyamazdı, “Yapma artık kızım, yeter bu kadar yaptığın” derdi. Halbuki daha hiçbir yere gelememiştim. Söylenenlere kulak asmadan bildiğimi okumaya devam ettim, bu sefer de “Kız gibi yapıyorsun, biraz sert vur” demeye başladılar. Sanki “kız gibi” yapmak kötü bir şeymiş gibi lanse ediliyordu. Tekvandoya başladığım salonda ilk milli sporcu ben olmuştum. Mahallemizin, akrabalarımızın gururu oldum birdenbire. Daha sonra ilk Avrupa şampiyonluğumu elde ettim ki bu sefer de şansımın yaver gittiğini söyleyenler oldu. Ben de şans olmadığını göstermek için 3 Avrupa şampiyonluğu daha kazandım. 2017 yılında dünya şampiyonu olduktan sonra da başarımı değil başörtümü konuştular. “Bu nasıl kız, başını kapamış tekme atıyor, ülkemizi temsil etseler ne olacak” demeye başladılar. Ben bayrağımızı en tepeye çıkartırken, ülkemiz adına gurur duyulmasını beklerken sert eleştirilere ve zorbalığa maruz kaldım. Fakat sonunda kazanan herkese ve her şeye rağmen cesaretim, tutkum ve kendime olan inancım oldu. Ve dolaylı yoldan da tabii ki Türkiye.


Tamamen spora odaklanıp profesyonel bir kariyer oluştururken vermeniz gereken en cesur karar hangisiydi?


Verdiğim en cesur karar, korkularımın üzerine gitmek oldu. Hangi alanda olursa olsun odağımı koruyarak, korkularımı bir kenara bırakmam gerektiğini fark etmem gelecek mucizeleri de görmemi sağladı. Beni bir adım ileriye taşıdı. Şimdi bana inananlarla beraber yoluma devam ediyorum, ileride belki daha iyi Kübra’lar yetiştiririm.



Bir sporcunun performansını sürekli yüksek tutması

oldukça zordur. Hem Türkiye hem Avrupa hem de dünya şampiyonluklarında kürsüde hep sizi gördük. Başarısızlık hissi sizi korkutur mu?


Her sporcunun iniş çıkışlı hatta çöküş dönemleri var. Önemli olan bu dönemde inancımızın eksilmemesi ve başarı elde etme arzumuzun zedelenmemesi... Bu da yaptığın işi sevmekten geçiyor. Eğer ben tekvandoya âşık olmasaydım asla bu spora devam edemezdim. Spor yapmak ve sporcu olmak belli noktalarda birbirinden çok ayrılıyor. Hem performansını hem de motivasyonunu yüksek tutmak zorundasın. Başlarda, henüz bir şampiyon değilken başarıya açlık beni motive ediyordu. Şimdi o konuma ulaştım ancak bu sefer de zirvede kalabilmenin stresini yaşıyorum. Bu süreçte de yerimde saymayarak kendimi daha çok geliştirmek için elimden gelen gayreti göstermeye çalışıyorum. Bir önceki günden daha iyi olmaya çalışıyorum. Elimden geleni yaptıktan sonra tabii ki geriye Allah’ın takdiri kalıyor.


Sadece tekvando özelinde değil, kariyerini spor profesyoneli olarak şekillendirmek isteyen yeni isimlere ne önerirsiniz?


Yolun başında koydukları hedeflerine ulaşana kadar geçen sürecin ne denli önemli olduğunun farkında olmalılar. Sonuç değil süreç odaklı olmak çok önemli. Hedeflere çok hızlı ulaşamayabiliriz ama o hayal için çabalamak, o yolda olmak insana muhteşem bir özgüven veriyor. Kendine olan inancınız artıyor, başardıkça cesaretleniyorsunuz ve sizden sonra gelen nesle örnek oluyorsunuz. Ben de hayalleri için ağlayan, kaybeden, korkan, kaygılanan bir sporcuydum ama asla vazgeçmeyen biriydim. Üzerine gittim korkularımın ve bence bu sayede hedeflerime ulaşabildim. Siz de ne olursa olsun vazgeçmeyin, yolun sonu belirsiz olsa bile.


Önünüzde sizi heyecanlandıran yeni mücadeleler var mı?


Önümde Avusturya’da yapılacak Avrupa Şampiyonası var. Orada takım arkadaşım Emirhan Muran ile beraber 5. kez Avrupa şampiyonu olmayı hedefliyorum. İnşallah hedefime ulaşırım ve ülkemi en güzel şekilde temsil ederim.

bottom of page