top of page

Cercis X Magnet Quarterly: Hazal Filiz Küçükköse


Biyoloji ile başlayıp, kimya bitirdiğiniz bir öğrenim hayatından sonra oyunculuk eğitimi almışsınız. Kararınızı ne zaman değiştirdiniz?


Ergenlik yıllarımın tek motivasyon kaynağı, ikizimle ve arkadaşlarımla kurguladığımız tiyatro oyunlarıydı. Heyecanımız o anlardi. O yıllarda oyunculuğun bir meslek olabileceği bilgisi hiç aklımda yoktu. Bize öğretilen doktor, mühendis, öğretmen veya polis olmaktı. Bu mantıkla oyunculuk sadece hobi olabilirdi.


Lise ve üniversite yıllarımız sınavlar, onları yetiştirme çabası ve gelecek kaygısı ile geçti. Hepsi gerçek hayalimin çok ötesindeydi ama görünen o ki hayalimdeki mesleği yapmak icin gerekli olan deneyimmiş. İyi ki o yollardan geçmişim ve bu yol beni hayallerime taşımış. Şu an hayalimdeki mesleği yapıyorum. Ve hayallerimi gerçekleştirebileceğim bir yoldayım.



Yolun kendisi mi bir güzergah çizdi siz mi seçtiniz?


Bir yola giriyorsunuz ama o yolun sizin yolunuz olduğunu veya olmadığını deneyimleyerek öğreniyorsunuz. Ben bir yola çıktım ve o yoldan çok memnunum. Umarım bu yol beni hep ileriye taşır.


Oyunculuk en temelde empati kurmak ile ilgili bir deneyim. Empat biri olduğunuzu düşünüyor musunuz?


Empati ve iyi gözlem diyelim. İnsanların vücut dilini, ses tonunu, beden hareketlerini, konuşurken seçtikleri kelimeleri ve söylemekten kaçındıkları şeyleri, yürüttükleri mantığı okuyabildiğimi düşünüyorum. Oyuncu olmak zaten duygular ile ilgili. Hissettiklerini karşıdakine geçirmek, hikayeyi içselleştirmek ve tabii ki empat olmakla ilgili.



Zaman zaman birçok insanın duyduğu ait olmadığım yerde, ait olmadığım bir hayatı yaşıyorum hissine kapılıyor musunuz?


Ait olmadığım yerde, ait olmadığım bir hayatı yaşıyorum hissine kapılmıyorum. Ait olduğum ve olmak istediğim yerde hissediyorum. Çünkü akışa teslim olunca hayat seni olmak istediğin yere, olmak istediğin şekilde taşıyor. Hayatın bana getirdiklerini yaşadığım için olmak istediğim yerdeyim.


Keyif aldığınız ve paylaşmaktan hoşlandığınız anlar hangileri?


İkizimle birlikte 7 yaşımızdan itibaren yıllarca düzenli olarak tiyatro sahnesi kurup, tüm arkadaşlarımıza gösteri yaptığımız anlar hiç aklımdan gitmez. Paylaşmaktan da bir o kadar hoşlanırım.


Bu günümüze ilişkin bir soru… Çok keyif aldığım zamanlar aslında sevdiklerimle geçirdiğim zamanlar. Ve sosyal medyada paylaşmaya değer bulmak anlamında soruyorsanız insan keyif aldığı anı yaşarken paylaşım yapma ihtiyacı duymuyor. Çünkü paylaştığı sevdikleri zaten yanında oluyor.


Gündelik rutininizin olmazsa olmazları neler?


Cilt temizliği, bakımı ve o gün setim yoksa sabah sporu gündelik rutinlerim arasındadır. Şu sıralar set çok yoğun olduğu için rutinlerim aksıyor tabii.



Modayı takip etmekten hoşlanıyor musunuz?


Modayı takip ediyorum. Ama modaya ayak uydurmam lazım diye giyinmiyorum. Kendimi rahat hissettiğim kıyafetleri tercih ediyorum. Zamansız parçaları da tarzıma daha yakın buluyorum.

Kendi stilinizi nasıl ifade edersiniz?


Ben her zaman rahat ve iyi hissettiren şeyler giymekten yanayım. Özgür ve mutlu hissettiğim ve tabi ki kendime yakıştırdığım her şeyi stilim olarak değerlendirebilirim.


Üvey Anne dizisinde Serap karakterini canlandırıyorsunuz. Bize biraz karekteri anlatırsanız seviniriz.

Serap hayatın kendisine iki ev arasındaki 20 metrelik farkla kazık attığına inanıyor. Eğer müştemilatı değil de Efsun’ların evinde doğsaydı ona göre hayatı bambaşka olacaktı O da bu yüzden hayatın kendisine sunmadığı fırsatı tırnaklarıyla kazıyarak elde etmeye çalışıyor. Bunun için zekası ve fiziği de en büyük desteği.



Comments


bottom of page