top of page

Cinsel Sağlık İletişiminde Cambaz İpinde Yürümek

Ne büyük ironi, hakkında en çok korkutulduğumuz, utandırıldığımız ve ayıplandığımız konuların, aynı yöntemlerle ele alındıklarında bizi özgürleştireceklerini, şifa olabileceğini beklemek... Bilgilendirme adı altında korkutulmak, şifalanma uğruna utandırılmak...


Cinsel sağlık iletişiminin, bilgisine erişimin ve eğitiminin yokluğu olarak adlandırdığımız mevcut durumda, bir sıfır geriden başlıyoruz. Çünkü cinsel sağlık iletişimi var; çok sağlam, stratejik ve manipülatif bir şekilde var. Olmadığını düşünmek ise aynı döngülerin içine belki tekrar çekilmemize sebep veriyor. Yok sandıklarımız, belki de her gün daha çok var oluyor. Türkiye’de cinselliğe dair en büyük yanılgılardan biri, cinselliğin tabu olduğu ve bu yüzden de konuşulmayan bir konu olduğu inancı. Cinsellik tabu olabilir, fakat bu onun konuşulmadığı ve konuşulanların etki etmediği; belki de en önemlisi, etki edenlerin hayatlarımızı zaman zaman elle tutulur, gözle görülür şekilde başka bir şeye dönüştürmediği anlamına gelmez. Cinsel sağlık iletişiminde bize düşen sorumlulukların ve yapılabilecekler listelerinin olduğunu düşünmek, belki de en baştan beri üzerimizde olmaması gereken yükler arasında çok inanılası gözükmüyor. İnanılabilir olsa da sonraki adımları düşünmek, bunlar için de -birçok şey için olduğu gibi- mücadele etmek gerçekçi gözükmeyebiliyor. Üstümüze bindirilen birçok mesaja karşı konuya şefkatle yaklaşabilmek, bunca öfkenin ve isyanın içinde bazen vakit kaybı, bazen hayalperestlik, bazen de ihanet gibi gelebiliyor.

Kapsamlı bilgi sunmak, bilgiyi sunduğunuz kişide bir duygu uyandırmaktansa, kendileri adına mümkün olduğunca nötr bir şekilde karar verebilme ihtimallerini artırmayı hedeflemelidir. Korku, utanç ya da tiksindirme temelli iletişim manipülasyondur; bu tür bir iletişim, bilgiyi sunan kişinin bireysel görüşlerinden arınmamış, belki yeterince veri ile desteklenmemiş ve potansiyel olarak ahlak/değer yüklü olabilir. İletişim yapılan konu, iletişimi yapan kişinin ahlaki ve bireysel değerlerinden tamamen arınmış olabilir mi? Olabilir. Olmalı mıdır peki? Her zaman değil. Fakat olmadığında, söz konusu mesajı ne şekillerde etkileyebileceği de o iletişimin bir parçası olmalıdır. Bu, cinsel sağlık ve insanları ilgilendiren tüm konularda iletişim yapanlar için mesleki etikle alakalı, ustalığa giden yolda olmazsa olmazlardandır.


“Türkçe alfabede 29 harf vardır. Alfabe A ile başlar, Z harfi ile biter”, Türkçe alfabe hakkında sınırlı, objektif, değer yargılarından arınmış bir bilgi öbeğidir. Bir diğer örnek ise, mesajı hazırlayanın değerlerini, gerekli etik uyarıları yapmadan mesajın içine dahil eder: “Türkçe alfabede 29 harf vardır.


Alfabe, en güçlü harf A ile başlar, sesi dilimize pek de yakışmayan Z harfi ile biter.” Son olarak şu mesaj ise bireysel görüşleri objektif olandan ayırmayı hedefler; okuyucuyu uyarır, belki de kendi değerleri adına düşünmeye iter: “Türkçe alfabede 29 harf vardır. Alfabe A ile başlar, Z harfi ile biter. Harflerin değerleri ve dilimizdeki önemleri çok ayrılamasa da Z harfi kulağıma pek hoş gelmez. A harfi de şekli ve yapısı gereği çok dominant bir harf gibi gelir. Ama harflerin en ilginci bence Ğ’dir.” Bu mesajların üçünde de bulunan bilgiler, yalan ya da yanlış değil, olsa olsa katılıp katılmayacağımız, beğenip beğenmeyeceğimiz, önemseyip, umursamayacağımız bilgiler olabilir. Bir de düpedüz yalan söylemek vardır: “Alfabede 17 harf vardır. Alfabede 29 harf vardır fakat uzmanlar sadece 5’inin gerekli olduğunu savunur,” gibi.


Tüm bu mesajlar haricinde ise sunulan bilgilerle bağlantılı, sonsuzluğa uzanan fakat verilen mesajda kapsam dışı bırakılan başka gerçekler de olabilir. Bu gerçekler Türkiye’de Latin alfabesinin tarihinden Türkçe kelimelerde en çok görülen harflere, çocukların alfabeyi nasıl öğrenmelerinin etkili olacağından dünyadaki diğer alfabelerle Türk alfabesinin benzerlikleri ve daha nicelerini kapsayabilir. Yani doğru bilgi her zaman en kapsamlı bilgi olmayacağı gibi, kapsamlı bilgiye zaman zaman ihtiyaç da olmayabilir. Bu labirentten bizleri ustalıkla çıkartacak şey ise, her zaman ulaşmak istediğimiz hedef kitleyi iletişimimizin en temel noktasına yerleştirmektir.


“Ben ne anlatmak istiyorum”dan daha öncelikli olarak, “Hedef kitlemin neye ihtiyacı var”, “İhtiyacı olan bilgiye ne zaman, nasıl ve ne şekillerde ulaşmak istiyor?” sorularını ön planda tutmakla alakalıdır. Cinsel sağlığın kapsadığı konular bu yönüyle alfabeden pek de farklı değildir. Farklı olduğu noktalardan en önemlileri ise; insanlarda uyandırdığı yoğun, nesilden nesile aktarılmış, sosyalleşmemizin her döneminde yer edinmiş, bazen hayatımızın kontrolünü eline almış; umuttan hüsrana, aşktan nefrete, hazdan utanca kadar birçok duyguyu yaşatabilme potansiyeli taşımasıdır. Devreye duygularımız, inançlarımız, tarihimiz, kültürümüz ve ilişkilerimiz girdiğinde, alfabenin harflerinin asla yapamayacağı kadar canımızın yanma, kalbimizin çarpma, bedenimizin titreme, ruhumuzun özgürleşme ihtimali vardır. Tam da bu yüzden, etik olma mücadelesi ve hedef kitlemizi merkeze almanın yanında, ustalık el çantasının olmazsa olmazı üsluptur.

Bilgi, temelimizi; etik, faydamızı; hedef kitlemiz, amacımızı; üslup ise o bilgiye erişmeye layık görülenler, erişebilenler ve eriştirilmeyenler arasındaki sınırları belirler.


Yorumlar


bottom of page