top of page

Daha Sürdürülebilir Bir GÜZELLİK ENDÜSTRİSİ İÇİN

“Roma bir günde inşa edilmedi.” Büyük şeyler yaratmak için zaman gerektiğine işaret eden bu söz, daha sürdürülebilir olma konusunda toplum olarak yüzleştiğimiz zorlukların tasviri niteliğinde. Bu durum bilhassa, marka fragmantasyonu ile estetik olarak güzel görünme ihtiyacının egemen olduğu güzellik paketleme endüstrisi için geçerli. Bu alandaki sayısız mücadeleyle baş etmek için ise zaman ve çözüm odaklı çalışmalar gerekecek. Güzellik ürünü ambalajları farklı biçim ve renklerde olabiliyor ve farklı malzemelerden yapılıyor; genellikle plastik, cam, kâğıt ve metal içeriyorlar. Hesaplamalara göre her yıl 120 milyar birim paket üretiliyor ve bunların yalnızca yüzde 10’u geri dönüştürülüyor. Geri dönüşüm oranının bu denli düşük olmasının nedeni, alana ilgi duyulmamasından ziyade birkaç sebebin birleşimi; bunlardan en önemlisi ise tüketici olarak arzularımız ve alışkanlıklarımız. Arzularımız derken, insan olarak, denklerimiz tarafından kabul görme ihtiyacımızdan söz ediyorum aslında ve dış görünüşümüz bu etkileşimde belirgin bir role sahip. Mağarada yaşadığımız günlerden bu yana, dış görünüşümüzü değiştirmek için farklı araçlar kullandığımızı biliyoruz; bu saçlarımızı düzeltmek için fırça kullanmaktan bazı özelliklerimizi vurgulamak için cildimize kömür karası sürmeye dek çeşitlendirilebilir. Modern toplumlardaysa bu araçlar, bireysel ve farklılaşan ihtiyaçlarımıza hitap eden çok sayıda markanın ve ürünün yer aldığı, parçalı bir pazara dönüşmüş durumda. Buna paralel olarak, bu güzellik markalarının kendi değerlerimizi yansıtmasını istiyoruz ve paketleme bu anlamda kilit rol oynuyor.

Bunun bir örneğini cilt bakımı ve renkli kozmetik ürünleri alanında seçkin konuma sahip markalarda yaygın olarak görülen, pakete altın ve gümüş bir metalik görünümü verilmesi. Bu karar yoktan var olmadı; aslında gümüş ve altının değerli metaller olduğunu tanımaya yönelik, yüzyıllardan beri süregelen öğrenilmiş davranışımızdan ileri geliyor. Zeki güzellik markası pazarlamacıları, ürünlerinin arzulanabilirliğini artırmak amacıyla insanlığın bu yönünü uzun zamandır kullanıyor. Bu, muhteşem bir pazarlama aracı olmakla birlikte, söz konusu optik etkiyi yaratmak için kullanılan verniğin kimyasal doğası gereği sürdürülebilir değil. Bu tür paketler, geri dönüştürme akışını kirleteceği için geri dönüştürülemiyor veya bir çöp sahasına, okyanusa ya da benzer bir geri dönüşmeyen yere gidiyor. Birçok üretici, sürdürülebilirlik gerekliliklerini karşılarken estetik olarak da güzel görünen ürünlere olanak sağlayan çözümler tasarlamak için canla başla çalışsa da bu, meselenin sayısız ve çeşitli örneklerinden yalnızca biri; yakın gelecekte tüm bu sorunları çözeceğimize pek ihtimal vermiyorum. Tek olası çözüm şu; tüketiciler olarak, estetik olarak geçmişte olduğu kadar güzel görünmeyen yeni paketleme normlarına açık ve bu paketleri kullanmaya gönüllü olmalıyız. Böylece ürün ambalajlarının sürdürülebilir olması gerektiğini de kabul etmiş oluruz. Tüketici alışkanlıklarımızı sorgulamak da, döngüsel ekonomiye yönelik çabalarımız kapsamında, geri dönüştürülebilir paketlemenin payını artırmada önemli bir adım. Güzellik ürünü ambalajlarının geri dönüştürülebilmesi için tüketiciler olarak bu sürece adapte olmalı ve her bir malzemeyi doğru geri dönüşüm akışına göre ayırmalıyız. Bu tür ürünlerin ambalajlarını yekpare olarak çöpe atmaya meyilliyiz. Bu nedenle de bu ürünler geri dönüştürülemiyor çünkü geri dönüştürme makineleri bu malzemeleri doğru akışlara pay edemiyor. Bunun en önemli örneklerinden biri, bir cam kavanoz ve plastik kapak içeren cilt bakımı kutuları. Paketi atarken parçalarına ayırmak gibi sürece büyük faydası olan bir hareket, yalnızca azınlık denebilecek bir grup tüketici tarafından uygulanıyor. Geri dönüşüm konusunda iyi adımlar attığımız doğru; yakın dönemde “Fridays For Future” gibi akımlar bu trendin yükselişinde önemli rol oynadı. Fakat kalıcı bir etki bırakma konusunda gidecek çok yolumuz var. Tam bu noktada gerek sanayide, kamuda veya tüketici olarak öz öğrenimde, eğitim kilit bir rol oynuyor. Ürünlere nasıl davranmamız ve kullandıktan sonra nasıl atmamız gerektiği konularında farkındalığı artırabilirsek, geri dönüştürülmüş paketlerin oranında etkileyici bir artış yakalayabiliriz. Sonuç olarak, sürdürülebilir bir ürün kullanım süresine sahip döngüsel bir ekonomiye sahip olabilmek için, birey olarak bize çok iş düşüyor. Bu sorunun çözülmesi için hükümet veya endüstriden medet ummayalım; sorunun temelinde biz varız ve statükoyu değiştirme gücü de bizim elimizde.

Comments


bottom of page