Doğaya Dönüş: Nadir Bitkiler Fidanlığı

Röportaj

Timur Can Ersoy

Fotoğraf

Egemen Pırlant


Şehir hayatı kimimiz için sıkıcı bir rutin kimimiz içinse vazgeçilmez bir yaşam biçimi... Hangi taraftan bakarsak bakalım, şehir hayatının temposu kimi zaman yorucu ve monoton hale gelebiliyor. Kaçış yolu arayanlar kendini bir sahil kasabasına ya da doğayla iç içe bir alana atma hayali kuruyor. Nadir Bitkiler Fidanlığı’nın kurucusu Fatih Koçak ise bu hayali bir kaçıştan ziyade yaşam biçimi haline getirmiş. 2004 yılında şehrin içindeki terasında başladığı doğaya dönüş yolculuğunu Koçak’tan dinledik.

Bahçe dünyası ve bitkiler özellikle pandemiden sonra hayatımızda daha büyük bir yer edindi. Bunun en temel sebebi sizce ne olabilir?

Benim yıllar içinde gözlemlediğim kadarıyla, hepimiz çocukluğumuzdan itibaren yaşamlarımızı bize önceden öğretilmiş bir senaryo doğrultusunda yaşıyoruz. Bu senaryoya göre önce pek çok okullar okuyoruz. Bu okullarda bize öğretilenleri çok iyi seviyede zihnimize kaydetmemiz bekleniyor ve bunu ne kadar iyi yaparsak o kadar başarılı addediliyoruz. Daha sonra zihnimize aldığımız bu eğitimlerle “iyi meslek” adı altında yönlendirildiğimiz alanlarda, çoğu sanal ortamlarda yapılan ve yaşanan işlerde yaşantımızı geçirmeye başlıyoruz. Bu arada başarılan “iş” başlığının yanına “başarılı ilişki”, “başarılı aile”, “başarılı çocuk” gibi diğer başlıklar da ilave oluyor. Ve bu başlıklar altında ucu sonu gelmez görevler listesi oluşuyor. Bu görevler listesi hiçbirimizin hayali değildi aslında ve bunları yerine getirmek için giderek daha çok çabalayan, yorulan, hastalanan, kavga eden ve mutsuz olan bir halde bulduk kendimizi. Çünkü bu görev ve zorunlukların hiçbiri doğal yapımıza ait değil. Pandemi ile birlikte doğalımıza uygun olmayan suni ve sanal aktivitelerimiz bitip de evde kalmamız gerekince, bir nevi kendi doğalımıza olan özlemimizi hatırladık. Ve buna uygun bir yaşam alanı organize etmek istedik. Bunun en güzel yollarından biri de yaşam alanlarımızı yeşillendirmek ve bitkilerle süslemek oldu. Apartmanlarda yaşayanlar, iç mekân bitkileriyle ev dekorasyonunu, bahçeli evlerde yaşayanlar ise hiçbir zaman yapım sırası gelmemiş veya eskimiş bahçe ortamlarını ele aldılar. Yazlıklar kışlık evler haline geldi. Yaşam alanlarımızın bu doğallaşma süreci, umarım pandemi boyunca içimizin ve ilişkilerimizin de doğallaşma sürecine başlangıç olmuştur.

Bu aslında sizin de hikayeniz... Nadir Bitkiler Fidanlığı'nı kurma fikri nasıl doğdu?

2004 yılı civarındaydı. Ben de yurtiçi ve yurtdışında belli başlı okullarda başarılı bir eğitim süreci sonrasında Levent’te plazalar bölgesinde çalışmaya başlamıştım. Bu sırada çok geniş bir terası olan bir çatı katına taşınmıştım. Önce güzel bir şekilde evimi dekore ettim. Sonra sıra terasa geldi. Daha önce bitkilerle hiçbir tanışıklığım yoktu. Hiç bitki yetiştirmemiştim; nasıl bakılır, ne isterler, en ufak bir fikrim yoktu. Ama teras, balkon denince ilk aklıma gelen bir bitki koymak oldu. Önce bir tane koydum, hoşuma gitti, bir tane daha ilave ettim, sonra bir tane daha derken o teras kocaman bir bahçeye dönüştü. O esnada bitkileri de tanımaya, keşfetmeye başladım. Neler isterler, nasıl bakılır, tek tek öğrendim. Giderek daha çok merak ettim, araştırdım, ilgilendim… Bir müddet sonra arkadaşlarımdan bahçemi görenler bana fikir sormaya başladı. Önce onlara yardımcı oldum, sonra onların komşuları ufak tefek düzenlemeler istedi, derken bahçecilik giderek daha çok vaktimi almaya başladı. Bu sürecin sonu ise bugün 9 dönüm arazi üzerine kurulu, 1000’in üzerinde bitki çeşitliliğinin olduğu ve üretim, satış ve bahçe düzenleme işlerinin yapıldığı bir fidanlık haline geldi.

Bu kırılma noktasını yaşadığınız an neydi ve şu anda içinde bulunduğunuz bu fidanlık sizi nasıl besliyor?

Ben bu hobiye başladığım sırada bahçe tasarımı ve düzenlemesi gibi bir iş kolunun olduğunu bilmiyordum. Buna bir iş planıyla yaklaşmadım, o tarz hesaplarım hiç olmadı. Sadece bitkilerin çeşitliliği ve güzelliği çok hoşuma gitti ve onlarla oynamayı, yerlerini değiştirmeyi, farklı kompozisyonlar yapmayı sevdim. Çocukken de güzel resim yapardım, o özelliğimi bitkilerde kullandım. Bir müddet sonra ilgim, merakım ve bu konudaki bilgi birikimim arttıkça bunun bir iş kolu olduğunu da keşfettim elbette ve o zamandan sonra bahçeciliği bir meslek olarak da yapmayı istedim. Bundan sonraki süreç bu isteğimin önündeki korkularımı ve olumsuz düşüncelerimi bulup bunları dönüştürmekle geçti. Ben bu dönüşümleri yaptıkça bu istediğim doğrultusunda hayat içinde ufak ufak adımlar atabilmeye ve değişen yaşam koşulları oluştukça o anlarda bahçecilik yönünde yeni seçimler yapabilmeye başladım. Sonra zaman içinde fark ettim ki önceki mesleğim ve işlerim yavaş yavaş bahçecilikle yer değiştirmeye başladı. Eski işim daha az vaktimi alıyordu, bahçecilik ise giderek daha çok ilgilendiğim bir konu haline geliyordu. Bu süreçte bahçecilik hobim ne zaman bir iş haline geldi fark etmedim, yavaş ve yumuşak bir geçiş oldu, hiçbir zaman radikal ve zorlama kararlarla adım atmadım. Etrafta bu tarz adımlar atan kişilerin yeni seçtikleri konuda çok zorlandıklarını, çok yorulduklarını ve bir noktada havlu atıp eski düzenlerine dönmek zorunda kaldıklarını görüyorum. Tabii eski düzenlerini de yenisi için dağıttıklarından geri dönmek de hiç kolay olmuyor. Ben korkularımı ve düşüncelerimi dönüştürdükçe yaşamımda oluşan yeniliklerle birlikte adım adım ilerlediğim için bu değişim sürecinde gereksiz zorluk ve yorgunluklar yaşamadım. Benim için asıl ve önemli süreç korkularımın ve düşüncelerimin dönüşümüydü. Bunun üzerinden ilerlediğim için de içsel temelim çok sağlam oldu. Bugün konu ne olursa olsun, bu bahçecilik veya başka bir hareket konusu olabilir, daha önce bana yaşamda mâni olan korkularım ve düşüncelerim olmadığı için, her zaman farklı konularda, farklı alanlarda rahatlıkla içsel isteklerime göre adım atıp ilerleyebiliyorum. Asıl büyük kazanımım bu oldu.


Nadir Bitkiler Fidanlığı'nı herkes ziyaret edebilir mi?

Tabii. Bitkilere ve bahçelere meraklı olan herkes fidanlığımızı haftanın yedi günü ziyaret edebilir. İstanbul’da ulaşım olarak çok rahat bir noktada yer alıyor fidanlığımız. Zaten 2018’de açıldığından beri Türkiye’nin dört bir yanından bitki meraklıları ve hatta yurtdışından pek çok kişinin ilgisini çekti. Bu anlamda, bitki dünyası açısından Türkiye’de önemli bir yerimiz oldu.

Sadece bahçe peyzajı ve danışmanlıkla da kalmıyorsunuz. Dahil olduğunuz sanat projeleri de var. Biraz bahseder misiniz?

Evet. Geçen sene, daha önce fidanlığımıza gelmiş ve burada yaptığımız bahçe düzenlemelerini ve bitkilerimizi çok sevmiş olan bir kişi İKSV’nin 5.İstanbul Tasarım Bienali kapsamında idare ettiği bir enstalasyon projesinin bitkilendirme tasarımı ve uygulaması için bize geldi. İtalyan mimarlarca tasarlanmış olan “Yüzen Bahçe” projesinin, İstanbul Adaları’ndan esinlenen çok natürel görünümlü bir bitkilendirme kompozisyonunu gerçekleştirdim. Yüzen bir mavna üzerinde yaptığımız eser üç hafta boyunca Adalar ve Haliç’te yüzdürüldü, sergilendi ve üzerinde çeşitli etkinlikler yapıldı. Çok ilgi ve beğeni topladı. Benim de yapmaktan çok zevk aldığım bir çalışma oldu. Bu yıl da yine Tasarım Binali kapsamında, İstanbul’da yer alan, süreli sergileriyle dünyaca tanınmış özel bir müzenin bir talebi oldu. Bu sefer de daha önce New York’ta sergilenmiş olan bir land-art yapısının bir versiyonu İstanbul’da inşa edilecek ve 6 ay boyunca sergilenecek. Yapının tamamını fidanlıktaki eşsiz bitki koleksiyonumuzla bitkilendireceğiz. Çok heyecan duyduğum bir çalışma olacak.