top of page

Doğal İletişime Ağıt: Dijital Ebeveynlik

Dijital ebeveynler olarak üstümüze düşen “dijital yerli” olarak doğan çocuklarımıza uyum sağlamak. Bir dijital yerliyi mutlu etmek için gerekli teknik desteği sağlamak yeterli oluyor. En azından şimdilik.

İnternet benim kuşağıma geldi. Cep telefonu da öyle... Kısacık bir zaman içinde akıllı telefonlar ve tabletler hızla hayatımızın başköşesine yerleşiverdiler. Biz de bu yeni uzuvlarımıza hızla uyum sağladık. Bir üst kuşak ve öncesi iri puntolu harfleri, karmaşık olmayan telefonları seçti. Şimdi onlara Facebook’u bıraktık alan olarak. Keyifleri yerinde. Zincir mesajları, yaptıkları kek böreklerin fotoğraflarını, ufak tefek siyaset olaylarını ve özel günleri paylaşıyorlar. Bizden sonraki kuşaklar ise farklı. Onlar, Dr. Özgür Bolat’ın bana göre mükemmel tanımlamasıyla “dijital yerli.” Yani bizim gibi “dijital göçebe” değiller. Bu duruma uyum sağlamak zorunda kalmadılar, ona uyumlu doğdular. Şimdi çocuğu henüz okul öncesi eğitime başlamış olanlar, okulun ilk günü çocuklarının süper zekâ değil de sadece dijital yerli olduğunu fark ediyor hayal kırıklığına uğramış bir biçimde. Çünkü bu çocukların hemen hepsi tabletleri, telefonları hemen çözüyor, bizim zamanla alıştığımız teknik detaylarla kolayca başa çıkıyorlar. Benim çocuğum süper zekâ düşüncesinden sıyrılırken alıyor dijital göçebe ebeveyni bir endişe.

“Ben akşama kadar sokaklarda oynayıp sadece susadığımda eve uğrardım. Ödevlerimi kâğıt kalemle yapar, arkadaşlarımla etütlere kalırdım. Peki ne olacak bu çocukların hali?” diyorlar içlerinden. Suçluluk duygusu da bir yandan bastırıyor. Seksenlerde, doksanlarda suratına sigara üflenerek, televizyonun önünde saatlerce oturtulmuş çocuklarız, tabii ki bir benzerini biz yavrularımıza yapmayacağız değil mi!

Dijital yerli olan çocuğuna kesinlikle ekran göstermeyen ebeveynler de az değil. Ki bu aslında çocukları tecrit etmek gibi bir şey. Böyle bir tercihin de sonuçları var üstelik. Mesela pandemi döneminde bu çocukların büyük bir kısmı online derslere katılmakta zorlandı. Artık dijitalleşmenin bu çağın bir parçası olduğunu kabul etmek gerekiyor belli ki. Üstelik bu çocuklar sosyalleşmek için bile çevrimiçi oyunları tercih ediyorlar. Ailesi tarafından bu tarz oyunları oynaması engellenen çocuk, dışlanıyor ve hatta zorbalıkla bile karşı karşıya kalıyor. Önümüzdeki seneler nasıl şekillenir bilemiyoruz ama kesin olan bir şey var ki bu çocuklar artık basılmış ders kitapları okumayacak, basit sokak oyunlarına burun kıvıracak ve muhtemelen dünyanın dört bir yanından sınıf arkadaşlarına sahip olacak. Dijital göçebeler olarak buna üzülüyor olabiliriz içten içe, ama içimiz rahat olsun. Bu dijital yerlilerin keyfi yerinde. Bizim gibi değiller, buna doğmuşlar ve bundan anlıyorlar. Sanırım dijital ebeveyn olarak üstümüze düşen sadece onlara uyum sağlamak. Bir dijital yerliyi mutlu etmek için gerekli teknik desteği sağlamak yeterli oluyor. En azından şimdilik.


 
 
 

Yorumlar


bottom of page