top of page

Modanın Zamansızlıkla İmtihanı

Moda dünyasının belki de kullanmaktan en çok hoşlandığı kelimelerden biri “zamansızlık”. Trendlerin sonsuz bir süratte değiştiği, hızlı modanın ve tüketim çılgınlığının kontrolden çıktığı günümüzde aslında tam da ihtiyacımız olan şey daha zamansız ve kaliteli parçalara yatırım yapmak, daha az tüketmek ve dönüştürmek.




Peki, trendlere bağlı kalmayan, her zaman güncel kalmayı başarabilen, geçmişten günümüze yalnızca ufak değişikliklerle gelmeyi başarabilmiş parçalar neler? Bunları tespit edebilmek için gelin modanın geçmişine kısaca göz atalım.


ZAMANSIZ MODANIN DOĞUŞU


Zamansız modanın kökeni Viktorya dönemine (1837-1901) kadar uzanıyor. O dönemde daha çok ince işçiliği gözler önüne seren desenli kumaşlarla tasarlanan korseler ve volümlü etekler ön planda olsa da iyi kesim paltolar farklı varyasyonlarla günümüze kadar gelmeyi başarmış. Aynı şekilde kaliteli ve dayanıklı materyal kullanımının zamansız zarafetle olan doğrudan ilişkisi bu dönemde ortaya çıktı.


1920’ler kadınların hem siyasette (1920’de Amerika’da, 1928’de İngiltere’de oy hakkı kazanımı) hem de modada özgürleştiği bir dönem. Düşük belli, kısa kollu veya kolsuz ve daha mini elbiseler dikkat çekiyor. “Flapper” olarak adlandırılan bu elbise modeli, Chanel defilelerinden “Great Gatsby” filmindeki Daisy Buchanan karakterinin gardırobuna kadar pek çok yerde karşımıza çıkıyor. Günümüzde de hâlâ pek çok koleksiyonda farklı yorumlarla kendini gösteriyor.


1930 ila 1950’li yıllar Hollywood’un “Altın Çağı”nı yaşadığı ve stil ikonu konseptinin ilk kez kullanılmaya başladığı dönemdi. Audrey Hepburn, Marilyn Monroe ve Grace Kelly gibi isimlerin hafızalara kazınan anları zamansızlığın en önemli örneklerinden olmakla beraber kültürel reset niteliğinde. Audrey Hepburn’ün “Breakfast at Tiffany’s”de giydiği siyah Givenchy elbise gelmiş geçmiş en zamansız parçalardan biri olarak tarihe geçti.


1950’lere baktığımızda ise James Dean ve Marlon Brando gibi isimler bu döneme damgasını vurdu ve modada daha asi tavırön plana çıktı. Özellikle çabasız şıklığın anahtarı olan üç parça tarihe adlarını altın harflerle yazdırdı: Deri ceket, beyaz tişört ve jean pantolon... Marlon Brando, 1951 yapımı “A Streetcar Named Desire” filminde; James Dean ise 1955 yapımı “Rebel Without A Cause” filminde beyaz tişört giyerek bu parçayı “asi ve cool” ruhu yakalamak isteyen herkesin olmazsa olmazı haline getirdi.



TEKNOLOJİ VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK


20. yüzyılda zamansızlık Jil Sander ve Calvin Klein gibi markalar tarafından daha temiz formlar, sakin tonlar ve sade siluetler olarak yorumlandı ve trend rüzgarına kapılmaktan ziyade minimalizm ve işçiliğin vurgulandığı tasarımlar, bu unvana layık görüldü. Günümüzde hâlâ bu yaklaşımı benimseyen birçok marka var. Hatta bir kısmı son dönemde herkesin dilindeki “sessiz lüks” kavramıyla da dirsek temasında. Hermès, Ralph Lauren, The Row, Loro Piana, Burberry, Chanel gibi markalar, ürün kaliteleri ve zamansızlıklarıyla gardırobunuzda yüzyıllar geçirebilirler.


Günümüze geldiğimizde teknolojinin ve sosyal medyanın

modayı daha erişebilir kılması; hem hızlı tüketimin hem de kalitesiz ve çevre dostu olmayan materyallerle yapılan hızlı moda markalarının artmasına sebep oldu. Karbon emisyonunun %10’u hızlı moda markalarına ait. Son dönemlerde bazı markalar tarafından sürdürülebilirlikle ilgili adımlar atılsa da pek çoğu pazarlama stratejisi olmaktan öteye gitmiyor. Daha köklü ve evrensel çözümlere ihtiyaç var. Bu yüzden artık zamansızlıktan bahsederken sürdürülebilir olması esas koşullardan biri haline geldi. Ürün seçerken tarz ve kalite gibi faktörlerin yanı sıra aynı zamanda etik ve sürdürülebilir yöntemlerle yapılıp yapılmadığını bilmek ve ona göre bilinçli tercihler yapmak tüketiciler için kaçınılmaz hale geliyor.


Sonuç olarak moda, ait olduğu dönemin önemli konularından ve sosyo-kültürel değişimlerinden etki almakla beraber bunların sentezinden ortaya çıkan birtakım yaratımlarıyla da yıllara meydan okumayı başarıyor. Modada zamansızlık, statik değil dinamik ve kendi içinde evrilen bir konsept, çünkü kişisel ifadeler ve anlatımlar sürekli değişiyor. Bunu günümüze adapte ederken her zaman sürdürülebilirlikten bahsediyor olmak ve zamansız parçalara yatırım yapmak şart.

Comentários


bottom of page