Selçuk Metin:“Belgesellerin vazgeçilmez yanı ele aldığım isimler”


Yirmi yılı aşan kariyeri boyunca sayısız projede kurgu, sahne yönetmenliği ve yönetmenlik yapan Selçuk Metin, belgesel yolculuğuna Türkiye’nin en önemli sanatçılarının hikayelerini anlatma hedefiyle çıktı. Haldun Taner, Leyla Gencer ve Metin Akpınar’ın ardından Genco Erkal ve Haldun Dormen belgeselleri geldi. Bu çalışmaların yeterince gün ışığına çıkmamış bir dönemin arşivlenmesi ve dijital olarak kayda geçmesi açısından da çok önemli olduğunu söyleyen Metin’le belgeselciliğin inceliklerini konuştuk.


Kurguyla başlayan film serüveninizde belgesele nasıl geçtiniz? Belgeseli sizin için vazgeçilmez kılan nedir?

Bu sürece, 1998 yılında İstanbul Film Festivali’nde onur ödülü alan sanatçılar için hazırlanan filmleri yapmaya başladığımda girdim diyebilirim aslında. İKSV’nin törenleri için kısa filmler hazırlarken, ödül alan sanatçıların filmlerini tek tek bulup onları 2-3 dakika içinde anlatmaya çalışmak hayli zor bir işti. Yıllarca sinemaya emek vermiş isimlerin kısa sürede doğru bir şekilde anlatılması için aylarca çalışıyordum. Bir süre sonra tiyatro ve müzik alanındaki sanatçılar için de filmler hazırlamaya başlayınca, filmlerde kullanılacak malzemelerin yetersiz kalmaya başladığını gördüm ve ödül alan sanatçılarla görüşerek arşivlerine ulaşmaya başladım. Bizzat evlerine gidip fotoğraflarını seçmek, onlara dokunmak bana bambaşka kapılar açtı. Onlarla bir arada olup anılarını dinledikçe değerlerini daha iyi anlamaya başladım ve tatlısıyla acısıyla yaşanan süreçlerin herkesçe bilinmesi fikri yavaş yavaş oluşmaya başladı bende. Benim gelişmem, mesleğimde daha iyi bir noktaya gelmem de bir süreçti. Haldun Taner’i anlatan ilk belgeselim “Ve Perde!”nin ardından bu kez Leyla Gencer hedefini koydum kendime. Ve biraz zaman alsa da onu da gerçekleştirmeyi başardım. Aslında düşündüğünüzde belgeselleri vazgeçilmez kılan ele aldıkları “isimler”... Bir Metin Akpınar belgeselinin, bir Leyla Gencer belgeselinin bugüne kadar yapılmamış, kapsamlı bir şekilde ele alınmamış olması düşündürücü.

Türkiye’nin en usta isimlerinin belgesellerini çektiniz. Bu konular ülkemizin tarihi için de çok değerli, çalışacağınız isimleri nasıl seçiyorsunuz?

Öncelikle alanında zirvedeki isimlere yöneliyorum elbette. Pek çok sanatçı için bugüne kadar yapılmış çeşitli çalışmalar var tabii ki. Ama birçoğunun yapım yılı “eski” denecek kadar uzak. Diğer yandan sanat yaşamlarını aktif olarak sürdüren çok önemli sanatçılarımız var. Son dönemde yaşadıklarının geçmişin üstüne eklenmesini ve bilinmesini çok önemsiyorum. Ama en önemlisi yaşamlarını kendilerinden dinlemek.

Ustalarla çalışmanın en zor tarafı nedir?

Elbette tüm yaşamları boyunca belli prensipleri olan ve sanatçı disiplininden hiç vazgeçmeyen isimler... Onların düşünceleri çok önemli çünkü belgeselin konusu kendi yaşamları. Bir belgesel ortaya çıkarken yaşanan en büyük zorluk aslında film için kullanılacak malzemelerin toparlanmasında yaşanıyor. Maalesef ülke olarak arşive çok önem vermemişiz. Birçok sanatçının arşivi oldukça kısıtlı. Bu çalışmalar aynı zamanda bir dönemin arşivlenmesi ve dijital olarak kayda geçmesi açısından da çok değerli bence. Bugüne kadar bulunamayan, raflarda yahut depolarda kalmış birçok değerli belgeye ve kayda da bu sayede ulaştığımızı söyleyebilirim.

Eserlerinizde anlattığınız hayat hikayelerini doğru yansıtmak için nelere dikkat ediyorsunuz? İzleyiciden aldığınız tepki size sonraki projeler için yol gösteriyor mu?

Yaşanan tüm anıların bizzat tanıkları tarafından anlatılması zaten önemli bir doğruluk. Ancak aradan geçen uzun yıllar bazen hatıraların değişmesine neden oluyor, örneğin Metin Akpınar belgeselinde, yaşanmış bir olayı anlatan 4-5 kişi aynı olayı bize farklı farklı anlattı. Zihin bazen yaşananları kendi istediği şekle çevirebiliyor. Biz bu durumlarda çoğunluğun sesine uyarak ilerliyoruz. Hatta farklı kaynaklardan teyit ederek ilerliyoruz ki yanlış yapmayalım.


İzleyicilerden gelen tepkiler de çok değerli tabii ki. Örneğin “İyi ki Yapmışım” belgeselinin çok uzun olduğunu düşündüm hep. Kısaltmak için çok güzel bazı bölümlerden vazgeçmek zorunda kaldım. Ama gelen tepkiler tam tersi olduğu yönündeydi. İnsanlar izlemeye doyamadılar. Kim bilir belki kullanmadığımız kısımlarla ilerleyen zamanlarda bölümler halinde yeni bir çalışma daha yapabiliriz.

Sizce geleceğin ustaları kim? Bundan 10-20 sene sonra kimlerin hikayeleri belgeselleştirilecek?

Geleceğin ustalarını elbette şu günden söylemek zor. Sanatçıların yaşamlarına baktığınızda çok kaliteli işlerden sonra gelen bazı vasat işleri de görebiliyorsunuz. Bu, uzun yıllar içinde süregelen performanslarıyla alakalı bir durum açıkçası. Ancak bence şimdiden söylenebilecek isimlerden birkaçı Halit Ergenç, Demet Evgar, Fırat Tanış olacaktır. İlk anda düşündüğüm isimler bu şekilde.


FOTOĞRAF / PHOTOGRAPHY: FEVZİ ÖNDÜ

FOTOĞRAF ASİSTANI / PHOTOGRAPHY ASSISTANTS: YAVUZ DORUK, UMUT CAN BİLGİN PRODÜKSİYON / PRODUCTION: MÜGE SARIOĞLU