Sen Ve Aynadaki Sen

Bu sayının teması “aşk” dendiğinde, itiraf etmeliyim ki ilk aklıma gelen karşı cinse duyulan aşk değildi. Halbuki aşkın hayattaki besleyici damarlardan biri olduğunu düşünürdüm. Son bir yıldır içinde bulunduğumuz kolektif ruh hali ve bunun bireysel hayatlarımıza yansımasının bir etkisi olarak, aşkın ilk çağrıştırdığı şey “ben” oldu. Bu noktada “ben” değil de “biz” demek istiyorum, çünkü biliyorum ki hepimiz yüzleştiğimiz bu yeni gerçeklikle beraber kendimizi yeniden keşfettik, değiştik, dönüştük...


Bu kimimiz için içsel bir yolculuktu, kimimiz içinse fiziksel. Fiziksel derken yüzeysel bir şeyden bahsetmiyorum aslında. İçsel dönüşümü destekleyen, tamamlayan; “dışsal olarak iyi hissetme hali” olarak da düşünebilirsiniz. Nefesimize odaklandık, çılgınca spor yaptık, çok okuduk, bolca izledik, dinledik, mutfakta çılgın bir şef olduk, yoga seanslarıyla akışta kalmaya çabaladık... Bu liste uzar gider tabii ki. Yaptıklarımızın hakkını verdiğimiz zamanlar olsa da bazen tam manasıyla koyverdik. Sizin de boş verdiğiniz anlar oldu, değil mi? “Olmaz mı!” dediğinizi duyar gibiyim. Tüm bunlarla birlikte keşfettiğimiz bir şey vardı: “Ben ve aynadaki ben”. Aynaya baktığımda gözlerim gülüyor mu? Peki ya cildim? Yeterince canlı mı, sağlıkla ışıldıyor mu, bakıyorum ama ne görüyorum? Bazen gülümsüyoruz, zaman zaman da endişeli bir bakış atarken buluyoruz kendimizi, kendimize. Peki, aynaya her baktığımızda gülümsemenin bir sırrı var desem, nedir diye sormaz mıydınız? İtiraf edin, çoktan içinizden geçirdiniz bile.

Hâl böyle olunca, hepimiz daha çok araştırdık; cildime ne iyi gelir, hangi içerikler benim için ideal, aynayla baş başa kaldığımda gözlerimle birlikte cildimin de ışıldamasını sağlamak için ne yapmalıyım? Eminim bu süreçte her birinizin bir cevabı, bir çözümü olmuştur bu sorulara. Madem bu satırları yazıyorum, ben de biraz kendi çözümlerimden, aynaya baktığımda cildimin de bana gülümsemesini sağlayan ürün önerilerimden bahsetmek istiyorum.


Mucize İksir

Cilt bakımında favorim, La Mer. Hikâyesini okuduğumda içine çekilmiştim; tüm ürünlerinin kalbinde yer alan bir “mucize iksir”den bahsediyordu. Lüks bir cilt bakım markasının iksirle, mucizeyle ne ilişkisi olabilir diye düşündünüz değil mi? Eğer öyleyse, doğru noktadasınız demektir.



La Mer’in kurucusu astrofizikçi Dr. Max Huber’in okyanustan ilham alarak yarattığı ve başka hiçbir markada bulunmayan, taklit edilemeyen eşsiz formülü “Mucize İksir” (Miracle Broth), tüm La Mer ürünlerinin kalbinde yer alıyor. Bu yaratım süreci o kadar uzun yıllara ve güzel bir hikâyeye dayanıyor ki... Okuduğunuzda etkilenmemek imkânsız. Detaylarda kaybolmanızı istemiyorum, bu yüzden doğrudan faydasından bahsetsem daha iyi olacak: Değiştirmek ve dönüştürmek. Amacına daha uygun bir fayda bulamazdım sanırım! Kuruluk, göz altlarımızdaki koyu halkalar, kızarıklık, fazla yağlanma, ince çizgiler ve dahası. Cildimizle ilgili nelerden endişe duyduğumuzu sorsalar, cevabımız bunlardan mutlaka en az biri oluyor. İşte bu noktada arayışımız başlıyor; önerilere kulak veriyoruz, merak ediyoruz, alıyoruz, kullanıyoruz. Kimi zaman memnun kalsak da çoğu zaman sonuç hüsran oluyor. Nihayetinde neden bu çabamız? Doğru bildiniz; aynaya baktığımızda, kendimizle kaldığımızda, kendimize gülümseyebilmek... Bunun yalnızca güzel bir ciltle olmayacağı konusunda hem fikiriz değil mi?

Bu noktada belirtmeliyim ki, ben sizi gülümsetecek bu içten dışa iyilik halinin, her zaman canlı ve aydınlık görünen bir cilde düşen misyonuyla ilgili kısmını yazıyorum. Diğer kısımlar belki başka bir yazının konusu olur diyelim şimdilik. Sağlıkla ışıldamamı sağlayacak pratik ve kesin çözüm sunan rutinin nedir, diye sorarsanız, hepsi La Mer’e ait yukarıdaki ürünleri sıralarım. Her biri tecrübeyle sabit, umarım siz de deneyince benim kadar iyi hissedersiniz. 2021 yılı, öncelikle kendimize duyduğumuz sevgiyi kutladığımız, içten dışa tüm benliğimizle kendimizi kabul edip daha iyi versiyonumuzu gerçekleştirmemizi sağlayacak bir başlangıç olsun, sana ve aynadaki sana...