top of page

Yaratıcılığın Kutlaması: Ahmet Batı

Türkiye’nin ilk mikromobilite girişimlerinden biri olan, “şehir içi ulaşımın çevreci alternatifi” hop’un kurucusu Ahmet Batı’ya göre, hepimizin yaşamaktan daha fazla keyif alacağı, temiz havaya sahip, gürültüden ve trafik sıkışıklığından uzak şehirler, hayal değil.

Full Look: Vakko


Hop’un kurulma sürecinden bahseder misiniz? Bu fikir nasıl doğdu? 2013 yılından beri ortaklarımla birlikte startup ekosisteminde akıllı şehirler için donanımın yazılımlarla uyum içinde çalıştığı büyük ölçekli IoT projeleri üretiyoruz. Bu projeler arasında hala İstanbul’da aktif kullanılan, büyük ölçekli bir taksi yönetim ve çağrı platformu da bulunuyor. Zaman içerisinde proje bazlı çalışmalar yapmak yerine daha kalıcı, çevre için faydalı bir ürünü nasıl geliştirebileceğimiz üzerine çalışmaya başladık. Mobilite sektörüne çeşitli çözümler geliştirmiş olmamızın getirdiği know-how sayesinde hop’un da yine mobilite odaklı bir girişim olması aslında sürpriz olmadı. Ürün odaklı AR-GE çalışmalarına başladığımız 2018 yılında, yurt dışındaki mikromobilite girişimleri dikkatimizi çekti ve Türkiye’nin ihtiyaçlarına yönelik pazar araştırmalarımızı yapmaya başladık. Daha gelişmiş, trafik sorununu çözerek ulaşıma olan bakış açısını değiştiren, doğaya saygılı bir ürünü, kendi coğrafyamızda geliştirmek ve başarılı bir marka yaratmak için çok eksenli çalışmalar yaptık. 2019’un Aralık ayında ise Türkiye’nin ilk mikromobilite girişimlerinden birini hayata geçirmiş olduk. Bugüne geldiğimizde, Türkiye’nin hizmet ağı en geniş mikromobilite operatörü ve üç ülkede hizmet vermeye devam eden başarılı bir global oyuncusu olmaktan mutluluk duyuyoruz.

Kariyer yolculuğunuz hep farklı ve yaratıcı girişimlerle ilerliyor. Sizi bu alana çeken neydi? İçinde büyüdüğüm mühendislerle, girişimcilerle dolu aile ortamının düşünce yapıma ve motivasyonuma katkısı yadsınamaz. Nitekim, her zaman yeniliğin, yeni teknolojilerin, bir şeyler üretmenin peşindeydim. Araştırmayı seven, maceradan hoşlanan bir kişiliğim vardı. İhtiyacı tespit edip, ona yönelmek, üzerinde çalışmak, bir şekilde insanlara yardım edebiliyor olmak bana oldukça keyif verirdi, vermeye de devam ediyor. Teknolojinin doğru kullanıldığında yaşamımızı kolaylaştırdığına inanıyorum. Dolayısıyla her projede yeni bir teknolojik gelişmeyi hayatımıza uyarlamaya çalışmak, motivasyonumun daha da artmasını sağlıyor.

Kazak: Vakko Pantolon: Wood/Vakkorama

Bot: Vakkorama


Yıllardır girişimcilik dünyasının içindesiniz. Bu süreçte iş yapma modelleri/süreçleri nasıl değişti? Teknolojinin hızı burada oldukça önemli bir faktör. Teknolojideki hızlı gelişmeler, sosyal ilerlemeyle birleştiğinde girişimcilik, sadece bir grubun tekelinde olmaktan çıktı. Artık değerli her bir fikir, teknoloji aracılığıyla alıcısını bulabiliyor. Sosyal medyanın sadece birkaç senedeki gelişimini düşündüğümüzde bile bunu fark etmek mümkün. Örneğin Z kuşağı, teknoloji etkisiyle öyle atılımlarda bulunuyor, fikirlerini öyle rahat bir şekilde topluluklara anlatabiliyor ki geleceğe daha da inançla bakabiliyorsunuz. Sadece beş yıl önce internete erişimi olanların sayısı, ilk kez olmayanların sayısını aştı. Bu da birçok bilgiye daha fazla insanın erişmesi, ilham kaynaklarının artması, fikirlerini daha kolay bir şekilde paylaşabilme imkanını beraberinde getirdi. Günlerini kapı kapı dolaşan, fikirlerini anlatmaya çalışan 50’lerin, 60’ların girişimcilerine kıyasla şimdi gelişmekte olan girişimler, global oyuncular, büyük şirketler tarafından takip edilebiliyor, fikirlerine yatırım yapabiliyor. Bunların yanı sıra artan iklim endişeleri, her birimizin sosyal bir sorumluluğa sahip olduğu bilinci, iş modellerinin değişmesinde büyük bir rol oynadı ve oynamaya da devam edeceğe benziyor. Örneğin hop; çevreci, sürdürülebilir bir girişim. Çevremizde neden olduğumuz yıkımı nasıl önleyebilir, doğanın sırtındaki kamburu nasıl azaltabiliriz düşüncesiyle yola çıkan fikirlerin somut bir hali. Birçok girişimci de benzer şekilde net sıfır vizyonuyla hareket ederek toplumsal faydayı nasıl maksimize edebileceğine daha fazla odaklanıyor. Böylelikle iş yapma modelleri de toplumsal faydayı artırmaya yöneliyor.

hop özünde şehir hayatını kutlayan, “şehrin keyfini sürmeye” çağıran bir oluşum. Yeni dönemde de çevreci ulaşım alternatifleri geliştirmeye devam ediyorsunuz. Sırada ne var? “Şehrin keyfini sür”, aslında bir slogandan daha fazlası. Bizim bu yolculuğa çıkmamızın en temel katalizörlerinden biri. Birleşmiş Milletler, 2050 yılında dünya nüfusunun %70’inin şehirlerde yaşamaya başlayacağını söylüyor. Öyle ki şehirlerdeki bu hızlı nüfus artışı, hava ve gürültü kirliliği, altyapı yetersizliği, trafik sıkışıklığı gibi halihazırda yaşadığımız birçok sorunu daha da içinden çıkılmaz hale getirecek. Trafikte geçen saatler, soluduğumuz kirli hava sebebiyle şehir yaşamından aldığımız keyif de kaçınılmaz olarak daha da azalacak. Ancak inanıyoruz ki hepimizin yaşamaktan daha fazla keyif alacağı, temiz havaya sahip, gürültüden ve trafik sıkışıklığından uzak şehirler, hayal değil. Mikromobilite çözümlerinin toplum ve karar vericiler tarafından özümsenmesine, daha da yaygın hale gelmesine ihtiyacımız var. Biz toplumun birçok kesiminin mikromobilitenin faydalarından yararlanabilmesi için pazarı çevreci, elektrikli alternatif araçlarımızla genişletme vizyonunu taşıyoruz. Kısa zaman içinde ürün portföyümüze elektrikli bisiklet ve hafif elektrikli otomobil eklemeyi ve mevcut filomuzu iki katına çıkarmayı planlıyoruz. Böylelikle toplumsal faydayı artırıp, insanlara trafikten uzak, şehrin keyfini doyasıya sürebilecekleri bir deneyim kazandırmayı amaçlıyoruz.

İşinizin sizi en mutlu eden tarafları neler? Tutkuyla ve inançla başladığım bu yolculukta her gün, aslında yeni ve benzersiz bir gün. Dolayısıyla yeni bir macera. Tutkum, inancım, daha iyisini yapmak için verdiğimiz çabanın toplamı ve tabii ki marketing alanında çalışmaktan dolayı işe biraz da yaratıcılık sosunu ekliyor olmamız benim için mutluluğun reçetesi diyebilirim. Tüm bunların yanı sıra gezegenimize bir anlamda katkı sağladığımızı biliyor olmak, işime olan tutkumu daha da artırıyor. Örneğin sadece 3 yılda 3000 tondan fazla karbon tasarrufu yaptık. Çevreye olan pozitif etkimiz, kullanıcılarımızla ortak başarımız. Dünyamızın verdiği acil durum sinyallerine kayıtsız kalmamak ve iklim değişikliğiyle bireysel olarak da olsa mücadele etmek hepimizin bir borcu.


Fotoğraf: Samet Turkan

Fotoğraf Asistanı: Melih Aran

Styling: Gözde Ekici

Saç, Makyaj: Onur Bayram, Ahmet Çepel

Prodüksiyon: Müge Sarıoğlu

Kommentare


bottom of page